6331 Sayılı Kanun’a Göre İşverenin Yükümlülükleri

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 4. maddesi, işverenin genel yükümlülüklerini düzenlerken, Kanunun 5. maddesinde işverenin söz konusu yükümlülükleri yerine getirirken uyması gereken ilkelere yer verilmiştir. Buna göre belirtilmesi gereken en önemli husus, işverenin işyerini etkileyen ve işyeri içinden veya dışından gelebilecek tehlikeleri ve bu tehlikeleri riske dönüştüren faktörleri önlemeye elverişli her türlü tedbiri almakla yükümlü olduğudur. Bu nedenle işverenin “gerekli olan her türlü önlemi alma” yükümlülüğünün sınırını ne mevzuat ne o sektördeki uygulamalar ne de işverenin bilgi ve tecrübesi oluşturur. İşveren “gerekli olan her türlü önlemi” almakla yükümlüdür ve bu yükümlülüğün sınırını o günün koşullarında mevcut bilim ve teknoloji oluşturur. Bu nedenle işverenin sadece mevzuatta yazılı tedbirleri alması, önlem alma yükümlülüğünü yerine getirdiği sonucuna ulaşmak için yeterli değildir. İşverenin sürekli olarak teknolojiyi takip etmesi ve işyeri koşullarını geliştirip iyileştirme yükümlülüğü vardır. Nitekim bu husus anılan Kanunun hem 4. hem de 5. maddesinde açıkça düzenlenmiştir.




6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4. maddesinde işverenin yükümlülükleri; gerekli olan her türlü önlemi almak, gerekli araç, gereç ve ekipman ile kişisel koruyucu donanımları sağlamak, bilgilendirme yapmak ve iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermek, işyerini iş sağlığı ve güvenliği konusunda uzman kişilerle örgütlemek, önlemlerin değişen şartlara uygun hale getirilmesini sağlamak, mevcut durumu iyileştirmek, risk değerlendirmesi yapmak yahut yaptırmak çalışana görev verirken işe uygunluğunu dikkate almak, yeterli bilgi ve eğitim verilenler dışındakilerin yaşamsal tehlike arz eden yerlere girmesini engellemek, çalışanların alınan önlemlere ve verilen talimatlara uygun davranıp davranmadıklarını kontrol etmek, bu anlamda uygunsuzluklar varsa bunları gidermek olarak sıralanmıştır.

Bu itibarla, işveren gerekli olan her türlü önlemi almanın ötesinde, gerekli olan her türlü araç, gereç ve ekipmanı çalışanlarına sağlamalıdır. Diğer bir ifadeyle, o işyerindeki riskleri önlemek için hangi tür araç, gereç ve ekipmanla işin yürütülmesi gerekiyorsa, işveren bunları tercih etmelidir. Bunun yanında toplu koruma önlemlerine rağmen varlığını koruyan riskleri önlemek amacıyla kişisel koruyucu donanım sağlamakla yükümlüdür. Nitekim Kanunun 5. maddesinde toplu koruma önlemleri alındıktan sonra bireysel korunma önlemlerinin alınması gerektiği belirtilmiştir. Bunun yanında işverenin çalışanlarına, işyerinde var olan riskler, bunlara karşı alınması gereken önlemler, çalışanların hak ve yükümlülükleri konusunda bilgilendirme yapması, ayrıca iş sağlığı ve güvenliği bilincini oluşturmaya yönelik, dolayısıyla gerekirse tatbikatlı eğitimler vermesi, işyerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sağlamak amacıyla uzmanlar görevlendirmesi (işyerini örgütlemesi) ve alınan önlemlere çalışanların uygun davranmasını sağlaması gerekmektedir. Bu itibarla, işveren sadece önlem alıp bilgilendirme ve eğitim yapmakla yetinmemeli, ayrıca alınan önlemlere çalışanların uygun davranmalarını da sağlamalıdır. Bu yükümlülüğün işverene yüklenmesinin sebebi, işverenin sahip olduğu yönetim hakkı ve buna dayalı olarak kullanabildiği disiplin cezası verme yetkisidir. İşveren iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine aykırı davranan çalışanlarına -önceden bu durumun çalışanlar tarafından yazılı olarak kabul edilmesi şartıyla- disiplin cezası uygulama yetkisine sahiptir. Burada önemli olan aşağıda da görüleceği üzere, işçinin hangi kusurlu davranışı sonucunda hangi cezayla karşı karşıya kalacağını önceden biliyor olmasıdır.

İşverenin yükümlülüklerini ve bu yükümlülükleri yerine getirirken uyması gereken ilkeleri belirttikten sonra işverenin somut yükümlülükleri üzerinde durmak gerekmektedir. Bu itibarla işverenlerin somut yükümlülükleri, risk değerlendirmesi yapmak yahut yaptırmak, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sağlamak (işyerini bu konuda örgütlemek), iş sağlığı ve güvenliği kurulu oluşturmak, çalışan temsilcisi atamak, kayıt tutmak, sağlık gözetimi yapmak, bilgilendirme yapmak, eğitim vermek, işyerine çalışmak üzere geçici süreyle gelenlerin iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak şeklinde belirlenebilir.

Risk Değerlendirmesi Yapma/Yaptırma Sorumluluğu

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 10. maddesi ile Risk Değerlendirmesi Yönetmeliğinde düzenlenen risk değerlendirmesi yapma yahut yaptırma yükümlülüğü uyarınca işveren; risk değerlendirmesi ekibi aracılığıyla bu yükümlülüğünü yerine getirmektedir. Risk değerlendirmesinde, işyerinden veya işyeri dışından kaynaklanan tehlikeler, bu tehlikeleri riske dönüştüren faktörler, söz konusu risklerin gerçekleşme ihtimali, bunun sıklık derecesi ve verebileceği zararlar derecelendirilir. Risk değerlendirmesi sonucuna göre işveren, çalışma yöntemleri, çalışma saatleri, alınacak önlemler, kullanılacak araç, gereç ve ekipman ile kişisel koruyucu donanımları belirler. Bu nedenle risk değerlendirmesi iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinde ilk adımı oluşturur

Risk değerlendirmesi ekibinde; işveren veya vekili, iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimleri, destek elemanları, çalışan temsilcileri ve birim temsilcileri, diğer bir ifadeyle işyerinin belirli bir birimde çalışan ve bu birimde var olan riskleri bilebilecek durumda olan çalışanlar yer almalıdır. Ayrıca işveren risk değerlendirmesi yapılırken her aşamada çalışanların katılımda bulunmasına imkan sağlamakla yükümlüdür.

Risk değerlendirmesi, yeni riskler oluştuğunda, teknoloji değişikliğinde, işyeri ve ekipman değişikliğinde, eşik değerlerin değişmesinde, kısacası işyerindeki riskleri ve alınması gereken önlemleri etkileyen her durum değişikliğinde yenilenmelidir. Bunun dışında, iş kazası, meslek hastalığı veya ramak kala olayın meydana gelmesi halinde de yenilenmelidir. Bu durumlardan biri mevcut olmasa dahi, risk değerlendirmesinin işyerinin girdiği tehlike sınıfına göre en az iki, dört veya altı yılda bir yenilenmesi zorunludur.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun birden fazla işverenin aynı çalışma ortamını paylaşması halinde işverenler arasındaki görev dağılımını da düzenlemiştir. Anılan Kanun, aynı çalışma ortamının birden fazla işveren tarafından paylaşılması durumunu üç ayrı ilişkiyi dikkate alarak düzenlemiştir. Buna göre, aynı çalışma ortamını paylaşan birbirinden bağımsız işverenler, aynı çalışma ortamını paylaşan birbirinden bağımsız ve fakat ortak yönetim altında örgütlenmiş işverenler ile alt işveren ilişkisi farklı şekillerde düzenleme konusu yapılmıştır.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun ile Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği uyarınca, aynı çalışma ortamını paylaşan her işveren diğer işverenlerin yürüttüğü faaliyet dolayısıyla kendi çalışanları açısından risk teşkil eden hususları da dikkate alarak risk değerlendirmesi yapmakla ve sonuçlarını diğer işverenlere bildirmekle yükümlüdür. Buna karşılık, aynı yönetim altında birden fazla işverenin ortak çalışma alanına sahip olduğu durumlarda (ör: AVM, sanayi bölgeleri) her işveren diğer işverenlerin yürüttüğü faaliyetleri de dikkate alarak yaptığı risk değerlendirmesi sonucunu yönetime bildirmelidir. Yönetimin koordinasyon ödevi vardır. Bu durumda yönetim, işverenlerden birinin diğer işverenleri etkileyebilecek riskleri önlemeleri konusunda onları uyarma ve gerekli önlemleri almayan işverenleri Bakanlığa bildirme yetkisine sahiptir. Bu, aynı zamanda yönetim için bir yükümlülüktür

Alt işveren ilişkisinde ise, alt işveren risk değerlendirmesini yaptıktan sonra bir nüshasını asıl işverene vermekle yükümlüdür. Asıl işveren alt işveren tarafından yapılmış olan risk değerlendirmesini dikkate alarak kendi risk değerlendirmesini yapmalıdır. Asıl işverenin diğer yükümlülüğü ise, alt işverenin risk değerlendirmesi sonucunda belirlediği önlemleri alıp almadığını denetlemek ve uygunsuzlukları gidermektir. Bu itibarla asıl işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği konusunda alt işverenleri denetleme yetki ve yükümlülüğünün bulunduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Risk değerlendirmesinin yapılmamış olmasına Kanun birtakım yaptırımlar bağlamıştır. Buna göre, risk değerlendirmesinin yapılmamış olmasının yaptırımı kural olarak idari para cezasıdır. Ancak çok tehlikeli sınıfta yer alan ve maden, metal, yapı işleri işkollarında bulunan yahut tehlikeli kimyasallarla çalışılan işyerleri ile büyük kaza önleme politika belgesine tabi işyerlerinde risk değerlendirmesi yapılmamış olması işin durdurulması yaptırımının uygulanması sonucunu tek başına doğurur

İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerini Sağlama Sorumluluğu

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun, işverenleri bir kişi dahi istihdam etseler, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini işyerinde verme, diğer bir anlatımla iş sağlığı ve güvenliği konusunda işyerini örgütleme yükümlülüğüne tabi kılmaktadır. Ancak çalışan sayısına göre söz konusu hizmetlerin süresi ve kapsamı değişmektedir.

Buna göre işverenlerin, işyerinin girdiği tehlike sınıfına göre 1000, 1500 veya 2000’in altında çalışanın mevcut olması halinde, işyeri hekimleri hakkındaki yönetmelik ile iş güvenliği uzmanları hakkındaki yönetmelikte belirtilen ve çalışan başına düşen dakikalar bazında hesaplanan sürelerde anılan kişileri görevlendirmesi yeterlidir. Bu halde önemli olan, zorunlu sürelerin birden fazla kişiye paylaştırılamayacağı hususudur. 2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle bu görevlendirme süresinin belirlenmesinde 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu ile 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu kapsamındaki öğrenci statüsünde olan çırak ve stajyerlerin, çalışan sayısının toplamına dâhil edilmeyeceği düzenlenmiştir. Bu nedenle anılan çırak ve stajyerler, sadece bu görevlendirmeler bakımından “çalışan” kavramı dışında tutulmuştur.

İşyerinin girdiği tehlike sınıfına göre 1000-1500-2000 çalışanı olan işveren, en az bir tam süreli işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı çalıştırmakla yükümlü olur. Bu durumda ayrıca işyeri sağlık ve güvenlik birimi de oluşturmalıdır. İşyeri sağlık ve güvenlik biriminin fiziki şartları İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliğinde düzenlenmiştir. Bu halde anılan Yönetmelikte belirtilen fiziki imkanların sağlanması yeterlidir. Söz konusu fiziki şartlar 50 çalışan sınırı gözetilerek anılan yönetmelikte farklı şekilde düzenlenmiştir. Tam süreli işyeri hekiminin bulunduğu işyerlerinde ayrıca diğer sağlık personelinin görevlendirilmesi zorunlu değildir

İşveren, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden de satın alabilir. Ancak her durumda görevlendirdiği veya hizmet aldığı kişileri çalışanlara tanıtmalı, kişilerin görevlerini, yetkilerini ve çalışma saatlerini çalışanlarına ve çalışmak üzere kendi işyerine gelen kişilere ve bu kişilerin işverenlerine bildirmelidir. İşverenin bu hizmetler konusunda görevlendirme yapması yahut dışarıdan hizmet alması kendi sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İşverenin iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin maliyetlerini çalışanlara yansıtması mümkün değildir. İşveren hizmet aldığı yahut görevlendirdiği kişi ve kurumların sertifika ve yetki belgelerinin geçerliliğinden sorumludur. Bu nedenle geçersiz veya askıya alınmış sertifika veya yetki belgesi olan kişi yahut birimlerle çalışan işveren, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemiş sayılır.

İşveren, hizmet aldığı veya görevlendirdiği kişilerin mevzuata uygun ve yazılı talimat ve önerilerine uymakla yükümlüdür. Onaylı deftere yazılan her öneri işverene tebliğ edilmiş sayılır. Bu nedenle işveren onaylı deftere yazılan ve mevzuata uygun her öneriye uymakla yükümlüdür. Uyamadığı durumlarda bunun hukuka uygun gerekçesini yazılı olarak bildirmelidir. Böyle bir durumda işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının alternatif bir önlem önerisinde bulunması gerekir. Bu şekilde teftiş anında veya kaza yahut meslek hastalığından doğan sorumluluk belirlenirken, kimin (işveren, işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanı) yükümlülüklerini ihlal ettiği ve kusurlu davrandığı tespit edilebilmektedir.

Onaylı defterin aslı işyerinde tutulmalıdır. İşveren işyerinde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tutulmuş her kaydı süre sınırı olmaksızın, çalışanların sağlık dosyalarını ise işten ayrılmalarını takip eden 15 yıl boyunca saklamakla yükümlüdür. Çalışanın yeni bir işyerinde çalışmaya başlaması halinde yeni işverenin talebi üzerine işveren sağlık dosyasının bir nüshasını bir ay içinde yeni işverene vermekle yükümlüdür.

İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanları kusurlu davranışlarıyla işverene verdikleri zarardan sorumludurlar. Bu nedenle kusurlarıyla bir iş kazası veya meslek hastalığına sebep olurlar ve bu nedenle işveren tazminat ödemek zorunda kalırsa, işverenin ödemiş olduğu tazminatı anılan kişilere kusurları oranında rücu etme hakkı vardır. İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının meydana gelen iş kazası veya meslek hastalığına kusurlarıyla sebep olduklarının kesinleşmiş yargı kararıyla tespiti ve kazalanan çalışanın %60 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmesi halinde yetki belgeleri altı ay süreyle askıya alınır. İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının işyerinde yaşamsal bir tehlikenin ciddi ve önlenemez olması ve acil müdahaleyi gerektirmesi durumunda işin durdurulmasını işverenin onayına sunma hakları vardır. İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının işyerinde yaşamsal tehlike tespit etmeleri halinde, buna ilişkin önlemlerin alınmasını işverene bildirmiş olmalarına rağmen makul süre içinde gerekli önlemlerin alınmaması durumunda bu hususu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne bildirme yetki ve yükümlülükleri vardır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu Kurma Sorumluluğu

6331 sayılı Kanunun 22. maddesi uyarınca; en az elli çalışanı bulunan ve sürekli olarak altı aydan fazla süreli işlerin yapıldığı bir işyerinde işveren iş sağlığı ve güvenliği kurulu oluşturmakla yükümlüdür. İş sağlığı ve güvenliği kurulu; işveren veya vekili, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, insan kaynakları, personel, sosyal işler veya idari ve mali işleri yürütmekle görevli bir kişi, çalışan temsilcisi veya baş temsilci, bulunması halinde usta, ustabaşı veya formen, bulunması halinde sivil savunma uzmanından oluşur.

İş sağlığı ve güvenliği kurulu, işyerinin girdiği tehlike sınıfına göre ayda bir, iki ayda bir veya üç ayda bir toplanır. Kurul, salt çoğunlukla toplanır ve salt çoğunlukla karar alır. Kurul kararları tutanakla imza altına alınmalıdır. İmza altına alındığı andan itibaren işvereni, işyerinde ilan edildiği andan itibaren ise çalışanları bağlar. Kurul, çalışanın çalışmaktan kaçınma hakkını kullanmak için yaptığı başvuru üzerine acilen toplanır ve toplantı sonucunu hem başvuruyu yapan çalışana hem de çalışan temsilcisine yazılı olarak bildirmek zorundadır.

Kurulun alt işveren ilişkisinde nasıl oluşturulması gerektiği de ayrıca düzenlenmiştir. 6331 sayılı Kanun ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları Hakkında Yönetmelik uyarınca alt işveren ilişkisinde her iki işverenin de elliden fazla çalışanının bulunması halinde her ikisi ayrı ayrı kurul oluşturur. Bu halde aldıkları kararları birbirlerine bildirmekle yükümlüdürler, ancak koordinasyon görevi asıl işverene aittir. Her iki işverenin de elliden az ancak toplamda ellinin üzerinde çalışanının olması halinde birlikte kurul oluştururlar. Bu halde kurul üyeleri ortak kararla atanır. İşverenlerden birinin elliden fazla, diğer işverenin elliden az çalışanının bulunması halinde ise, elliden fazla çalışanı olan işveren kurulu oluşturur; diğer işveren bu kurulun aldığı kararların uygulanmasında koordinasyonu sağlamak için bir temsilci göndermekle yükümlüdür.

Çalışan Temsilcisi Görevlendirme Sorumluluğu

6331 sayılı Kanunun 20. maddesinde çalışan temsilcisi görevlendirme yükümlülüğü düzenlenmiştir. İşyerinde yetkili sendika varsa, işyeri sendika temsilcileri aynı zamanda çalışan temsilcisi olarak görev yapar.

İşyerinde yetkili sendika mevcut değilse, çalışan temsilcisi seçimle belirlenir. Seçimin usul ve esasları, İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Çalışan Temsilcisinin Nitelikleri ve Seçilme Usul ve Esaslarına İlişkin Tebliğ’de düzenlenmiştir. Seçimde aday bulunmaması halinde çalışan temsilcisi işveren tarafından atanır. İşverenin atama yapması durumunda, çalışan temsilcisi seçimine ilişkin tebliğdeki kurallara uygun davranması gereklidir. Bu halde, işveren özellikle işyerinin bölümlerinde çalışan sayısını ve bu bölümlerdeki riskleri dikkate alarak dengeli dağılıma özen göstermekle yükümlüdür

Kayıt Tutma Sorumluluğu

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 14. maddesi uyarınca işveren işyerinde meydana gelen iş kazası ve meslek hastalıklarını, ramak kala olayları ve sadece mala zarar veren olayları kayıt altına almakla yükümlüdür. Bu yükümlülük işverenin kendi işyerindeki durumu analiz etme imkanı sağlaması nedeniyle önem arz eder.

Sağlık Gözetimi Yaptırma Sorumluluğu

6331 sayılı Kanunun 15. maddesine göre işveren, çalışanların işe girişinde, iş değişikliğinde, işyerinin tehlike sınıfına göre bir, üç veya beş yılda bir, iş kazası, meslek hastalığı ya da sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarda çalışanın talebi üzerine sağlık gözetimi yaptırmakla yükümlüdür.

Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışanların ayrıca yapacakları işe uygun olduklarının da sağlık raporuyla tespit edilmesi zorunludur. Sağlık gözetimi ve işe uygunluk raporları işyeri hekimi tarafından yapılır ve verilir. Ancak ondan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde çalışanlar için kamu hizmet sunucuları veya aile hekimlerinden de söz konusu raporlar alınabilir

Bilgilendirme Sorumluluğu

6331 sayılı Kanunun 16. maddesinde işverenlerin, işyerindeki riskler, alınması gereken önlemler, hak ve yükümlülükler, destek elemanları hakkında çalışanları ve işyerine çalışmak üzere gelenlerin işverenlerini bilgilendirme yükümlülüğü olduğu düzenlenmiştir. Bu durumda işveren, kendi işyerine çalışmak üzere gelen kişilere bilgilendirme yapılmasını sağlamakla yükümlüdür. İşverenin ciddi ve yakın tehlikeye maruz kalan veya kalma ihtimali olan çalışanlarını bu riskler ve bunlara karşı alınması gereken önlemler konusunda ayrıca bilgilendirmesi gerektiği açıkça düzenlenmiştir

İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimi Verme Sorumluluğu

6331 sayılı Kanunun 17. maddesinde ve Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimleri Hakkındaki Yönetmelikte işverenin iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verme yükümlülüğü düzenlenmiştir. Anılan yönetmeliğin ek-1 listesinde yer alan olağan eğitim konuları işyerinin tehlike sınıfına göre en az 8, 12 veya 16 saat olmak üzere verilmelidir. Olağan eğitimin içinde yer alan konuların saatlere dağılımı, çalışanın yürüttüğü işin niteliğine ve yarattığı tehlikeye göre belirlenmelidir. Dolayısıyla işverenin tüm çalışanlarına aynı eğitimi vermesi, eğitim yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılması için yeterli değildir

Olağan eğitim, işe başlamadan önce, iş ve işyeri değişikliği, çalışma yeri değişikliği, iş ekipmanı değişikliği, yeni teknoloji kullanımı, dolayısıyla riskler her değiştiğinde verilmelidir. Bu durumlar meydana gelmese dahi olağan eğitim, işyerinin tehlike sınıfına göre en az bir, iki veya üç yılda bir yenilenmelidir.

Olağan eğitim dışında, iş kazası veya meslek hastalığı geçiren çalışana ilave eğitim, her ne sebeple olursa olsun işyerinden altı aydan fazla uzak kalanlara da bilgi yenileme eğitimi verilmelidir. İlave eğitim, söz konusu iş kazası veya meslek hastalığına özgü olarak verilen eğitimdir. Dolayısıyla bu eğitimde söz konusu kaza veya hastalık hangi sebeple meydana geldi, nelere dikkat edilseydi meydana gelmezdi ve bundan sonra nelere dikkat edilmelidir şeklinde olmalıdır. Ayrıca Kanunun 17. maddesi uyarınca tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde mesleki eğitim almamış işçilerin başka işyerinden gelse dahi o işlerde çalıştırılamayacağı düzenlenmiştir. Burada belirtilmesi gereken husus, mesleki eğitim alma zorunluluğunun sadece Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Çalıştırılacakların Mesleki Eğitimlerine Dair Yönetmeliğin ekli çizelgesinde yer alan işlerde çalışacak işçiler bakımından söz konusu olduğudur.

Bunların dışında özel olarak eğitim verilmesi gereken gruplar ayrıca düzenlenmiştir. Buna göre; 15-18 yaş arası çalışanlar, engelliler ve yaşlılar, gebe ve emziren kadınlar, çalışan temsilcileri ve destek elemanları durumlarının arz ettiği özellik veya işyerinde yükümlü oldukları görevler dikkate alınarak ayrıca ve özel olarak eğitilmelidirler.

 

4.9
Makaleyi Oylar mısınız?
[Total: 1 Average: 5]

Cevap Bırakın

error: İçerik Korunmaktadır!
Devamını oku:
ILO 123 No’lu Asgari Yaş (Yeraltı İşleri) Sözleşmesi

ILO Kabul Tarihi: 22 Haziran 1965 Kanun Tarih ve Sayısı: 8.5.1991 / 3729 Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 21.5.1991 / 20877 Bakanlar...

Kapat