Emeklilikte Yaşa Takılanlar’ın sorumlusu Anayasa Mahkemesi’mi?

Neden İş Güvenliği ekibi olarak amacımız öncelikli olarak Türkiye’ye İş Sağlığı ve Güvenliği Kültürü oluşturmaktır. Bu doğrultuda, 26 kişilik uzman ekibimizle bu zamana kadar İş Sağlığı ve Güvenliğinin dışına çıkmadan, hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik polemiklere girmeden sadece İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili yazı ve makaleler yayınlamak temel amacımız olmuştur.

Son zamanlarda “EYT” adı altında ortaya çıkan 08.09.1999 tarihinde 4447 ve 5510 sayılı kanunlarla emeklilik hakları, geriye dönük olarak işletilerek ellerinden alınan Emeklilikte Yaşa Takılanlar’a 30.11.2018 /İSG-2018/0022 sayı ile destek olma kararı almıştır.

Öncelikle Neden İş Güvenliği ekibinin içerisinde bulunan 23 İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı, 3 İşyeri Hekiminden 22’si 1999 ve öncesi sigorta başlangıcının olduğunu ve dolayısıyla Emeklilikte yaşa takılanlar grubuna girdiğini belirtmek isterim.

İSG eğitimleri ile ilgili olarak gittiğimiz özel sektör kurumlarında yaşanan en büyük sıkıntıların, emeklilik şartlarını tamamlamış, yaş şartını bekleyen çalışanların işten çıkartılması olmaktadır.

EYT Nasıl Doğdu?

08.09.1999 tarihinden önce, emeklilik için iki şart gerekliydi; Birincisi sigortalılık süresi (kadınlar için 20, erkekler için 25 yıl) ikincisi de 5000 günlük prim ödeme gün sayısı. Bu tarihten sonra 3. Bir şart daha geldi, o da yaş şartı. 08.09.1999 tarihinden sonra işe girenlere yasa belli bir yaş şartının da dahil edilmesini belirtiyor.

Buraya kadar her şey normal, TBMM yasa çıkartıyor, yasayı yürürlüğe koyuyor, Cumhurbaşkanı onaylıyor ve yayımlanıyor. 08.09.1999 tarihinden, yani yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonrasını kapsaması gerekirken, dünyada görülmemiş bir şekilde, 1999’dan önce işe girenleri de kapsayacak şekilde ilgili kanunlar yürürlüğe girdi.

Yargı Yolu

Yargı yoluyla çözümünde o zamanın muhalefet partisi MİLLİ SELAMET PARTİSİ’nin (Refah Partisi) Anayasa Mahkemesine başvurusu sonrasında, Anayasa Mahkemesi kısaca; “Emeklilik beklenen haktır, emekli olunca kazanılmış hak olur” diyerek, TBMM’nin de beklenen haklar konusunda yasal düzenleme yapma hakkı olduğuna karar verdi.

Kazanılmış Hak Nedir?

Anayasa Mahkemesi 2016’da kazanılmış hakkı, kişinin bulunduğu statüden ortaya çıkan, tahakkuk etmiş, kesinleşmiş ve sözleşmeyle kişisel alacak niteliğine dönüşmüş hak olarak tanımlar.

08.09.1999 tarihinden önce işe giren çalışanlar devletle (SGK) yaptığı sözleşmede emekli olma şartları belliyken, yasanın geriye doğru işletilmesi ile bu haklar ellerinden alınmış oldu. Dolayısıyla kazanılmış haklar devlet eliyle gasp edildi.

1999 yılında Milli Selamet Partisi’nin itiraz başvurusuna Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu cevap, aynı mahkemenin 2016 yılındaki kazanılmış hak tanımına uymuyor.

2002-2017 Anayasa Mahkemesi Kararları!

Neden İş Güvenliği danışman avukatlarının yapmış olduğu araştırmalar neticesinde 25’in üzerinde kanun, tavsiye kararı ve Anayasaya aykırılığın değerlendirilmesi kararı mevcut. Bunlardan bazılarını paylaşalım;

Esas Sayısı : 2017/10

Karar Sayısı : 2017/12

“…

ANAYASAYA AYKIRILIĞIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Yukarıda belirtilen madde hükmü bir hukuk devletinde olması gereken “Hukuki Güvenlik İlkesi” aykırıdır. Hukuk devletinde devlet, hukuk güvenliğini sağlama yükümlüdür. Hukuki güvenlik ilkesi kural olarak yasaların geriye yürütülmemesini gerekli kılar.

“Yasaların Geriye Yürümezliği İlkesi” uyarınca yasalar kural olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar. Yürürlüğe giren yasaların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olamaması hukukun genel ilkelerinden “‘Kazanılmış Hakların Korunması” ilkesinin gereğidir.

4447 ve 5510 S. Kanunun ilgili maddeleri geriye işletilerek Anayasa’nın 2. maddesinde yerini bulan HUKUK DEVLETİ ilkesini  ihlal etmektedir.

http://www.anayasa.gov.tr/Kararlar/GenelKurul/Basvuru_Karari/2017-12.pdf

Esas Sayısı : 2017/91

Karar Sayısı : 2017/67

AYM’NİN 2010/73 ESAS 2011/176 KARAR 29.11.2011 TARİHLİ

Kanunların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca kamu yararı ve kamu düzeni, kazanılmış hakların korunması, mali haklarda iyileştirme gibi kimi ayrıksı durumlar dışında kanunlar, ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar.

Kural olarak hukuk güvenliği yasaların geriye yürütülmemesini zorunlu kılar. Bu nedenle Kanunların geriye yürümezliği ilkesi” uyarınca yasalar yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki hukuki durumlara uygulanabileceklerinden, sonradan çıkan bir kanun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olaylara uygulanmaz.

http://www.anayasa.gov.tr/Kararlar/GenelKurul/Basvuru_Karari/2017-67.pdf

03. Geriye Yürümezlik ya da Geriye Yürüme Yasağı;

Geriye yürümezlik bir bakıma ceza hukuk açısından, anayasanın ilkelerine göre mutlak bir nitelik taşımaktadır. Geriye yürümezlik ilkesinin temel haklarla sıkı bir ilişkisi bulunmaktadır. Hiçbir kanun vatandaşın lehine değilse, geriye doğru işletilmesi kabul edilemez.

Anayasa Mahkemesi 1 Temmuz 2008 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanan kararında, “kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirdiği özel durumlar dışında kanunların ilke olarak yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılmalarının ve bu tarihten önceki kesinleşmiş hukuksal durumlara etkili olamamalarının hukukun genel ilkelerinden olduğu, hukuk devleti ilkesi uyarınca yasa koyucunun yalnızca Anayasa’ya değil, evrensel hukuk ilkelerine de uygun hareket etmek zorunda olduğu ve yasalarla konulacak kurallarda adalet ve hakkaniyet ölçülerinin yanı sıra hukuk güvenliğinin de sağlanması gerektiği” belirtildi.

“Hukuk devletinin gereği olan hukuk güvenliğini sağlama yükümlülüğü, kural olarak yasaların geriye yürütülmemesini gerekli kılar. “Yasaların geriye yürümezliği ilkesi” uyarınca yasalar, kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirdiği, kazanılmış hakların korunması, malî haklarda iyileştirme gibi kimi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar. Yürürlüğe giren yasaların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması hukukun genel ilkelerindendir.”

http://www.anayasa.gov.tr/files/pdf/anayasa_yargisi/anyarg1/tekin.pdf

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı : 2010/7

Karar Sayısı : 2011/172

Karar Günü : 22.12.2011

Anayasa’nın 2. maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti, faaliyetlerinde hukuk kurallarına bağlı olan, vatandaşlarına hukuki güvenlik sağlayan devlet demektir. Vatandaşlarına hukuki güvenlik sağlaması gereken hukuk devleti ilkesinin gereklerinden birisi devlet faaliyetlerinin belirli olmasıdır. Yani, devlet faaliyetlerinin idare edilenlerce önceden belli ölçüde görülebilir olması gerekmektedir. Devlet faaliyetlerinin belirli olmasının yasama organını bağlayan yönleri ise; ‘kanunların geriye yürümezliği’, ‘kazanılmış haklara saygı’ ve ‘suç ve cezaların kanuniliği’ ilkesidir.

Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

…hukuk devletinin gereklerinden kanunların geriye yürümezliği ve kazanılmış haklara saygı ilkelerinin zedelendiği, bu nedenle kuralın Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu…

Hukuk devletinin gereği olan hukuk güvenliğini sağlama yükümlülüğü, kural olarak yasaların geriye yürütülmemesini gerekli kılar. “Yasaların geriye yürümezliği ilkesi” uyarınca yasalar, kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirdiği, kazanılmış hakların korunması, mali haklarda iyileştirme gibi kimi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar.

http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/02/20120214-20.htm

Başvuru: 2012/931

Karar: 26.6.2014

Kanunların geriye yürümezliği ilkesi” uyarınca yasalar yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki hukuki durumlara uygulanabileceklerinden, sonradan çıkan bir kanun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olaylara uygulanmaz.  ilkesi gereğince,…

http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2014/09/20140925-13.pdf

EYT’nin Sorumlusu Anayasa Mahkemesi mi?

Yukarıda bir kısmını aldığımız kararları linkleriyle birlikte incelediğimizde, Anayasa Mahkemesi, kazanılmış hak tanımı ile, hiçbir kanunun, vatandaşın lehine değilse, asla ve kesinlikle geriye işletilmemesi hükmüne varıyor ve gerekçeli olarak tüm başvuruları reddediyor.

Anayasa Mahkemesi’ne Sorular;

  • Tüm bunlara rağmen, 1999 yılında yapılan hak gasbına neden olan bu yasalar neden iptal edilmedi?
  • 1999 yılında geriye dönük hak gaspına izin verdiğiniz bu yasanın emsali 2001 yılında evrensel hukuk ilkelerine uygun olmadığı belirtilerek neden iptal edildi?
  • İtirazı veren Milli Selamet Partisi değil de başka bir parti ya da kurum olsaydı, yine aynı şekilde bu yasa geçecek miydi?
  • Bu zamana kadar yayınladığınız kararlarda uyguladığınız; “Yasaların geriye yürümezliği ilkesi” uyarınca yasalar, kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirdiği, kazanılmış hakların korunması, malî haklarda iyileştirme gibi kimi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar.” tanımını neden 1999’da uygulamadınız?

Sonuç olarak her ne kadar AYM’nin “yasaların geriye yürümezliği” ilkesi ihlal edilmiş olsa da, yapılması gereken, hak gasbının düzeltilmesi için TBMM’den yasal düzenlemeyle acil olarak geçirilmesidir. Aksi halde mevcut düzenleme, hukuk kurallarının uygulanmasında soru işaretleri bırakacaktır.

 

4.9
Makaleyi Oylar mısınız?
[Total: 7 Average: 5]

8 Yorum

Cevap Bırakın

error: İçerik Korunmaktadır!
Devamını oku:
ILO 29 No’lu Zorla Çalıştırma Sözleşmesi

ILO Kabul Tarihi: 6 Haziran 1930 Kanun Tarih ve Sayısı: 23 Ocak 1998 / 4333 Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 27...

Kapat