Türkiye'nin isg platformu
OSGB Hizmetleri

Bu yapılan oldu mu?

Yer, bir üniversite’nin kampüs alanı. Hani öyle rastgele bir mekanda değil! Tıp, Mühendislik, Fen ve Edebiyat’ın merkezi! Bir iş yapılacaksa …
Bu yapılan oldu mu? 1

Yer, bir üniversite’nin kampüs alanı. Hani öyle rastgele bir mekanda değil! Tıp, Mühendislik, Fen ve Edebiyat’ın merkezi! Bir iş yapılacaksa “bilimsel olarak uygun mu” veya “mühendislik projesi gerektiği şekilde tasarlanmış mı” konusunda ilk danışılacak kültürel mekan. İşte o bir yerin adı “üniversite”. Öyle bir üniversite ki; deprem olunca değil, hatırlanınca bile hop oturup, hop kalkan; akademisyenler, öğrenciler ve çalışan idari personellerle aynı zamanda da bir iş yeri. Ancak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği’nin hala uygulanmadığı ve olmadığı bir işyeri! Bu durum merkezi iktidar tarafından hem kamu kurumlarında ve 50’den az çalışanı olan işyerlerinde bu kanunun uygulanmasının her sene ertelenmesinden kaynaklı, hem de “mevcut yapılan yeni yapıların ve inşaat sahasına dönmüş kampüs alanında fiili olarak çalışan üniversite personelinin bir kamyonetin altında kalır mıyım?” endişesi taşımasından dolayı.

 

Bu yapılan oldu mu? 2

Peki, terzi kendi söküğünü neden doğru dikemiyor? Yani üniversite içinde inşa edilen bir mühendislik projesinin neden uygun bir alanda yapılmadığına dair insanın içinde bir şüphe uyanıyor? Bu soruyu ben sorayım. Üniversite yönetimi de umarım kamuoyuna değil de, belki de personelini bilgilendirir ve korur! Bu konuya örnek olan üniversite İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Avcılar Kampüsü*. Bu konu beni neden mi ilgilendiriyor? Öncelikle beni ihraç eden üniversite olması nedeniyle hala yaşamımın bir parçası olduğunu düşünmem ve katkı sağlamak istemem ve çalışan eğitim emekçilerinin güvenli yaşam alanına sahip olması açısından kamuoyu oluşturmak istemem. 17 Ağustos 1999 depreminde sadece ilçesindeki can kayıplarıyla değil, aynı zamanda Avcılar ilçesinin kamu üniversitesi olan ve her depremde nasibini alan üniversite de ağır hasar aldı! Nasibini alır derken; deprem nedeniyle değil, bünyesinde Jeofizik/Jeoloji/İnşaat mühendisi akademisyeni olan ancak onlara danışmadan, kendi söküğünü dikemeyen yöneticileri olduğu için. Yani kamucu değil, ihaleci bir bakış egemen olduğundan, liyakate göre atamalar yapılmadığından, personeli ve öğrencisine karşı şeffat olanlar tarafından yönetilmediğinden. 1999 depremlerinin ardından geçen 20 yıl içinde “uygunsuz” güçlendirme ile faaliyetini sürdürülmesine karar verilen İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Avcılar Kampüs alanında, 24-26 Eylül 2019 Silivri depremleri nedeniyle birçok fakülte binasının ağır hasar alması ve yapıların deprem performansını sağlamayacağına karar verilmesi nedeniyle en sonunda birçoğunun yıkılmasına karar verildi.

İlginizi Çekebilir!  Bu kadar da olmaz! Yalova Sefine Tersanesi yönetimi ölen işçiyi suçladı!

Bu yapılan oldu mu? 3

“BİR HEYELAN ALANI ÜZERİNDE OLUP”

Tamam, “bu sefer birşeyler değişecek”, yeni deprem güvenli bir eğitim alanı oluşturulacak dediğimiz anda, dikkatli bakan herkesin gözüne batıcak bazı olumsuzluklar karşımıza çıkıyor. Ancak mevcut KHK koşullarında da personelinin/öğrencisinin ses çıkaramayağı bir ortam tesis edildiğinden, bu durumun yazılmaya değer olduğunu düşünüyorum. Acaba “kampüste inşa edilen her yeni yapı güvenli mi” veya “Neden mühendislik projesi bu şekilde bir yerde tasarlandı” sorularını, eminim bu nedenle gören her kampüscü kendine soruyordur. Ben de bunu sesli bir şekilde yazarak kamuoyuyla paylaşıyorum.

Kampüs alanında Veteriner Fakültesi yıkıldığı halde neden hala Veteriner Hastanesi yıkılmadı? Hastane binası için bir inceleme yapılmıştı. Acaba bu binalar depreme dayanıklı olduğundan dolayı mı hala aktif bir şekilde kullanılıyor? Ayrıca yapılan deprem performans analizlerinin sonucu üniversite personeli/öğrenci ve hastaneye gelen hasta sahipleriyle paylaşıldı mı? Yeni bir prefabrik alanda bazı tedaviler yapılsa da, mevcut hastane binası aktif bir şekilde neden hala kullanılıyor? Eski Meslek Yüksekokulu (şimdi üniversitenin idari birimleri, banka, market, kırtasiye vb. olan) ve İşletme Fakültesi (Şimdi Rektörlük ve idari birimler) binalarının depreme dayanıklı olup olmadığıyla ilgili performans analizi sonuçları nedir? Personel biliyor mu? Bu binalar depreme dayanıklı değilse de, neden hala personel çalıştırılmaya ve hasta kabıl edilmeye devam ediliyor. Tüm bu paylaşımlar eski binaların durumuyla ilgili. Bir de yeni yapılan binalarla ilgili durumlarda var. Unutmadan yıkımlar sırasında “asbest raporları veya sökümleri” için raporlar yapıldı mı? diye de sormak istiyorum. Kampüs alanındaki toz yığınını ve birçok metal parçanın (asbest lifleri içerebilir) öylece tırlara yüklenip götürüldüğünü hep görüyorum ve bu durum da dikkatimi çekiyor. Hepsi soru işareti! Personelin kısa bir süre sonra üst solunum yolu rahatsızlıkları ile şikayetlerinin artacağına da eminim.

Bu yapılan oldu mu? 4

Gelelim yeni yapılan binaların durumuna. Sizce üniversite yönetiminin kampüs alanı için hazırlamış olduğu master planında; “bir heyelan alanı üzerinde olup, bu heyelan alanı üzerinde yetmezmiş gibi inşaat kamyonlarının 4-5 metrelik molozlar bıraktığı” ve hemen yanı başında üniversitenin atık su kanalının olduğu bir yere inşaat yapma projesi var mıdır? Planı bilmiyorum ancak böyle bir bina var. Bu alana üç katlı bir çelik yapı inşa edilmiş. Zemin etütü yapılmadığı da kesin eminim. Yapılsaydı, izin verilmezdi veya zemin iyileştirmesi uygulaması yapılırdı. Ancak yapılmadı, gören olmadı. Evet, üniversite içinde tam olarak böyle bir bina yaptılar. Şimdilik girişindeki tabela da Osteoarkeoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi yazıyor. Belki daha sonra Veteriner Hastanesi, öğrenciler için derslik olarak kullanırlar veya üniversite personeline kullandırırlar. Böyle bir yapı üzerinde depreme yakalanacakların vay haline. Bu arada bu yapı geçici olarak yapılmış olabilir de. Ancak depremin ne zaman olacağı belli değil! Bu arada araştırma merkezinde Yenikapı başta olmak üzere birçok kazıdan kalan ve onlarca yılın birikimi ve emeği var. Bu da işin diğer bir emek hırsızlığı.

İlginizi Çekebilir!  Çiftay Madencilik’te ‘İnsanca Yaşamak İstiyoruz’ eylemi

BOYUN EĞMEYEN, KENDİ PERSONELİNİ VE ÖĞRENCİSİNİ CANI GİBİ KORUYACAKLAR

Kampüs alanının tamamında toz, inşaat kamyonları var ve derin inşaat kazıları yapılmış. Ilginç olan bir diğer husus ise Arama Kurtarma merkezi olarak bulunan bir birimin çok tehlikeli sınıf içinde yeralan bir şantiye alanı içinde kalacak şekilde etrafının güvenlik amacıyla kapatılması. Gerçekten garip değil mi? Üniversite yönetimi o kadar plansız ki kendi personelini bir şantiye sahası içinde kalacak şekilde çalıştırmaya devam mı ediyor? Kamu da işçi sağlığı ve iş güvenliği olmayınca bir üniversite personeli iş cinayetine kurban edilmemiş mi? olacak. Sadece hayvan hastanesinde çalışan onlarca personel, öğrenci, hasta sahipleri değil, onlarca hayvanın canı kime emanet! Hep söylüyoruz ve tekrar etmekte fayda var. Üniversite yönetimine atanmış rektörler/dekanlar/müdürler/bölüm başkanları ile seçilmiş olanlar arasında büyük bir fark vardır. O da boyun eğmeyen, kendi personelini ve öğrencisini canı gibi koruyacaklar ile hiçbir şeye ses çıkarmayanlar.

Gelelim bizim durumumuza. Yani KHK ile üniversiteden ihraç edilmiş bu ülkenin aydın, ilerici, demokrat ve özgür akademisyenlerine. Bizler üniversitelerimizde “bu binalar depreme dayanıklı mı, değilse planınız nedir” ve “Bu işyerinde işçi sağlığı ve güvenliği uygulanmazken neden eğitimini verilip personelini sınava tabi turuyorsunuz” vb. sorularını korkmadan sorduğumuz içinde üniversitelerden ihraç edildik. Her yanlışlarında kamuoyuyla bu durumları paylaşmaya devam edeceğim. Bu ülkenin emekçilerinin vergileriyle yetişmiş biri olarak, halka olanı borcumu ödüyorum, ödemeye de devam edeceğim!

Dr. Savaş Karabulut

(Jeofizik Mühendisi&B sınıfı İSG Uzmanı&Deprem Bilim Doktoru)

 

Total
0
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

19 − eight =

Önceki Yayın
Pandemi döneminde iş sağlığı ve güvenliği 5

Pandemi döneminde iş sağlığı ve güvenliği

Sonraki Yayın
A'dan Z'ye Risk Değerlendirme

A'dan Z'ye Risk Değerlendirme

İlgili Yayınlar
Total
0
Share