Türkiye'nin isg platformu
OSGB Hizmetleri

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun Kapsamı

İşçi - İşveren Hakkında Mahkeme Kararları

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun Kapsamı, dar anlamda çalışanın sadece işyerinde çalışırken karşılaşabileceği tehlikelere karşı korunmasını ifade eder.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun Kapsamı

İş sağlığı ve güvenliği kavramının kaynağını sanayileşme sürecine bağlı olarak ve bu süreç içerisinde oluşan ücretli bağımlı çalışanların çalışma şartlarında aramak gerekmektedir. Keza sanayileşme sürecine paralel olarak emeğinden başka bir geçim kaynağı bulunmayan işçilerin sağlık ve güvenlik içinde çalışmaları için gerekli ortam ve tedbirlerin alınması endüstri ilişkilerinin en önemli meselelerinden biri olarak ortaya çıkmaya başladığı görülmektedir .


İş Sağlığı ve Güvenliği Politikası Nasıl Hazırlanır?


İş sağlığı güvenliği dar anlamda çalışanın sadece işyerinde çalışırken karşılaşabileceği tehlikelere karşı korunmasını ifade etmektedir. Ancak sosyal devlet anlayışının gelişimine bağlı olarak bu kavram zamanla kapsam yönünden gelişerek çalışanın sadece işyerinde ve iş dolayısıyla karşılaşabileceği tehlikelerin yanı sıra işyeri müştemilatı ve dışındaki risklere de karşı sağlık ve güvenliğinin sağlanması gerektiğini dahil eden bir kavramdır.

Ülkemizde 22.05.2003 tarih ve 4857 sayılı İş Kanunu ve bu kanuna istinaden çıkarılan yönetmeliklerin yürürlüğe girmesiyle birlikte “İşçi sağlığı ve iş güvenliği” kavramı da bir çok kavram gibi değiştirilerek “İş sağlığı ve güvenliği” olarak adlandırılmıştır. İş sağlığı ve güvenliği konusu ilk defa 20.06.2012 tarih ve 6331 sayılı “İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu” ile müstakil bir yasal düzenlemeye kavuşturulmuştur.

Bu kanun ile birlikte kamu ve özel sektör ayrımı olmaksızın sadece işçiler değil, çırak-stajyer, memur, sözleşmeli ve diğer tüm çalışanlar iş sağlığı ve güvenliğinin kapsamına alınmıştır. Bu bağlamda ilk defa statüye bağlı olmadan birkaç istisna dışında tüm çalışanlar “Çalışan” kavramı adı altında iş sağlığı ve güvenliği mevzuatından yararlanır hale getirilmiştir . Kanundan yararlanmak için işyeri türü ve çalışan sayısının da bir önemi bulunmamaktadır.


Doğum ve Ölüm İzinleri


6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun KapsamıDiğer yandan bu Kanun, özelikle çalışanların iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarına aktif katılımlarını, temsil edilmelerini, görüş ve önerilerinin dikkate alınmasını, bilgilendirilmeleri ve eğitilmelerini öngörmektedir. Hatta işyerinde sendika varsa yetkili sendika temsilcilerinin aynı zamanda doğrudan doğruya seçim veya işverenin insiyatifini gerektirmeden çalışan temsilcisi olarak da görev almalarını hükme bağlamıştır.

6331 sayılı “İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatında daha önce var olan ayrımı kaldırmış, sadece İş Kanununa tabi çalışanları değil, diğer iş yasalarına ve ayrıca kamu hukukuna tabi çalışanları da kapsamına almıştır. Bu itibarla, 4857 sayılı İş Kanunundan farklı olarak, 6331 sayılı Kanun sadece iş sözleşmesiyle çalışan ve İş Kanununa tabi olan işçileri değil, Basın İş Kanununa, Deniz İş Kanununa ve Türk Borçlar Kanununa tabi işçileri de kapsamına dahil ederken statü hukukuna tabi olan memurları ve diğer kamu görevlilerini de (657 sayılı Kanunun 4/B ve 4/C maddelerine tabi çalışanları) da kapsamına almıştır.

İlginizi Çekebilir!  Kimler İş Güvenliği Uzmanlığı Eğitici Belgesi Alabilir?

Bunun gibi 6331 sayılı “İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanun, çırak ve stajyerlerin de iş sağlığı ve güvenliği bakımından koruma altında tutulması amacıyla bu kişileri de “çalışan” kavramı içinde değerlendirmiştir.

Sakarya'da iş cinayeti: Beton karma makinesine düşen Engin İnce hayatını kaybetti 4

O halde, 6331 sayılı Kanunun kapsamı bakımından tüm bağımlı çalışanlar ile çırak ve stajyerlerin “çalışan” kavramı içinde değerlendirildiğini belirtmek yanlış olmayacaktır. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, anılan Kanunun 2. maddesinde belirtilen faaliyetler ve kişiler bakımından Kanun uygulama alanı bulmayacaktır.


Ücreti artırılmayan işçi kıdem tazminatını alarak işten ayrılabilir mi?


Korumak Tedavi Etmekten Daha Ucuzdur

Ülkemizde yüzbinin üzerinde meslek hastalığı yakalamamız gerekirken, Sosyal Güvenlik Kurumu istatistiklerine yansıyan rakamlar her yıl maalesef birkaç yüzü geçememektedir. Türkiye İstatistik Kurumu, ülkemizde yılda dokuzyüz binin üzerinde meslek hastalığı ve işle ilgili hastalık ve yaralanma olduğunu ifade etmektedir. SGK rakamlarının düşüklüğü biraz da istatistik yöntemi hatasından kaynaklanmaktadır ama yine de meslek hastalıklarımızı tanıma konusunda başarılı olduğumuz söylenemez. Yani, hem çalışanlarımızı meslek hastalıklarından koruyamıyor, hem de meslek hastalıklarını saptayamıyoruz.

Toplumun hemen her kesimini derinden etkileyen bu önemli sorunun sosyal ve yasal boyutlarıyla birlikte ele alınıp, çözümlenmesi gerekir. Meslek hastalıklarını tanımak ve önlemek sosyal devletin ve tüm ilgililerin vicdani bir sorumluluğudur. Çalışanın sağlıklı olma hakkına saygının gereğidir. Tanınmayan meslek hastalığı, haksız kazanç nedenidir, genel sağlık sigortasına ve topluma yüktür. Bildirimi zorunlu olan meslek hastalıkları, yasal tanı almadıkça, meslek hastalığı sayılmazlar.


Sigortalının Ölümü Halinde Toplu Ödeme


Meslek hastalıklarını tanımanın ilk şartı, hastanın mesleğiyle ilgili sorgulamadır. Bu da “Ne iş yapıyorsunuz ?” sorusuyla başlar. İş sağlığı disiplininin babası sayılan İtalyan hekim Bernardino Ramazzini (1633-1714)’nin şu veciz sözleri, bugün maalesef hala geçerliliğini korumaktadır; “Hayret ve tereddüt ediyorum. Acaba, ilaç ve sinameki kokan muayenehane ve eczanelerde oturan bu azametli ve şık görüntülü doktorların burnuna işyerlerindeki pis kokulu şeyleri mi soksam, yoksa onları bu çukurları görmeye mi davet etsem?”

İlginizi Çekebilir!  Yıllara Göre İş Sağlığı ve Güvenliği İstatistikleri

Neden İş Güvenliği

Konya İş Sağlığı ve Güvenliği Analizi

Yapılan analizlerde dünyada son yıllarda iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili gözlemlenen olumlu gelişmeler neticesinde iş kazalarında ve iş cinayetlerinde hissedilir azalmalar yaşanırken, maalesef ülkemizde iş kazaları/iş cinayetleri artmaktadır. Ekonomik boyutu ile incelendiğinde ise, çalışanın iş yaparken aklının sadece işte olması gerekirken, asgari ücretle geçinmeye çalışan arkadaşlardan ne kadar verim alınabilir ki?

Ülkemizde yaşanan ve giderek artan iş kazaları, iş cinayetleri ne yazık ki bu konudaki ilgisizliği, insana verilen önemin yok denilecek kadar az; çağdaş çalışma ve yaşam koşullarına ulaşmak için daha çok uzun yıllara ihtiyacımızın olduğunu aşağıdaki analizleri incelediğimizde ortaya koyduğu aşikardır.

Bir güvenlik açığının ölçülebilen en büyük maliyeti, sadece çalışan olmaz. Kaybedilmiş bir beden veya zihinsel rehabilitasyon yılları, çalışanı tamamen yeni bir yaşam tarzına zorlayabilir. Bu tür olaylara nasıl fiyat koyacağımızı tanımlamak gerçekten zor olsa gerek. Görevlerini yerine getirirken yaşamını yitiren ya da  uzun soluklu yaralanmalar da kuşkusuz ekonomik olarak ölçülebildiğimizin ötesindedir. Yaşamını yitiren kişinin yanı sıra aile ve iş arkadaşları  da diğer paydaşlardır.

Bu kazalar aynı zamanda şirketleri de etkilemektedir. İş kazası geçiren bir çalışan kayıp adam/saat anlamına gelmektedir. O nedenle bir şirket için bakıldığında giderler yalnızca verimlilik kaybı olarak ölçülmez, aynı zamanda kayıp iş gücü ve artan sigorta maliyetleri de etkilidir.

Şirketler için bir diğer önemli kayıp ise, iş kazalarının çokluğu nedeniyle oluşacak olan motivasyon bozukluğudur. Çalışanlar kendilerini güvende hissetmezlerse iş moralleri azalır ve çalışma istekleri düşecektir. Bu da işveren için olumsuz sonuçların doğmasına sebep olacaktır.

Bu nedenle çalışanlar mümkün olan en iyi işi yapmaya konsantre olabilmek için işlerini güvenli bir ortamda yapmak isterler. Sorumlu işverenler, güvenli bir işyerinin şirketin ana hattını geliştirdiğini kabul etmelidir. Hangi yönden bakarsanız bakın işi güvenli bir şekilde yürütmenin avantajları çoktur.

İş Sağlığı ve Güvenliğinin Amacı :

  1. Çalışanlara en yüksek seviyede sağlıklı ortam sağlamak,
  2. Çalışma şartlarının olumsuz etkilerinden onları korumak,
  3. İş ve işçi arasında mümkün olan en iyi uyumu temin etmek,
  4. İşyerlerindeki rizikoları tamamen ortadan kaldırmak veya zararları en aza indirgemek,
  5. Oluşabilecek maddi ve manevi zararları ortadan kaldırmak,
  6. Çalışma verimini arttırmak.

İş Sağlığı ve Güvenliği önlemlerinin her ne sebeple olursa olsun ertelenmesi; iş kazalarına, meslek hastalıklarına ve iş cinayetlerine ORTAK OLMAKTIR!..

Total
0
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Önceki Yayın
Minerallerin sebep olduğu hastalıklar

Çalışma Hayatı ve Meslek Hastalıkları

Sonraki Yayın
Çalışma Hayatı İle İlgili Bilmemiz Gerekenler

6331 Sayılı Kanun’a Göre İşverenin Yükümlülükleri

İlgili Yayınlar
Total
0
Share