İş Sağlığı ve Güvenliği
Neden İş Güvenliği

Neden İş Sağlığı ve Güvenliği

Neden İş Sağlığı ve Güvenliği? Meslek hastalıkları ve iş kazası oranı düşük olan ülkeler, sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarını tam olarak sağlayabilen ve çağdaşlık seviyesine ulaşmış olan ülkelerdir.

İş kazası ve meslek hastalıklarının önlenebilirliği, Avrupa Birliği üyesi gelişmiş ülkelerde özellikle son yıllarda alınan etkin önlemler sonucunda istatistiklerle kanıtlanmış ve iş kazaları oranlarında düşüşler yaşandığı yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Bu olumlu gelişme sadece mevzuat değişiklikleri ile değil aynı zamanda alınan önlemlerin uygulamaya konulması ve bunun bir çalışma kültürü haline getirilmesi ile sağlanmıştır.


İş Kazaları Analizi


Neden İş Sağlığı ve Güvenliği

Ülkemizde yaşanan ve giderek artan iş kazaları, ne yazık ki bu konuda bir ilgisizlik halinin varlığını, insana verilen önemin yok denilecek kadar az; çağdaş çalışma ve yaşam koşullarına ulaşmak için daha çok uzun yıllara ihtiyacımızın olduğunu ortaya koymaktadır. Günden güne artan iş kazaları nedeniyle, iş sağlığı ve güvenliği konusunda ulusal mevzuatımızda değişiklikler yapılmış, ancak alınan önlemler yeterli ve etkin olamamıştır.

 

İş kazalarının ve meslek hastalıklarının sendikasız işyerlerinde daha yüksek oranlarda olması, iş sağlığı ve güvenliği koşullarının sağlanmasında sendikal örgütlenmenin önemini daha da arttırmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği bilincinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için sendikalaşmanın önündeki engellerin kaldırılması, taşeronlaşmanın ve güvencesiz istihdam şekillerinin engellenmesi büyük önem taşımaktadır.


İnşaatlarda güvensiz bir çalışma ortamı görüldüğünde yapılması gerekenler?


Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri, vatandaşlarına verdiği değerle yükselir. İşçilere sağlıklı ve güvenli çalışma ortamlarının sağlanması, işçinin daha mutlu ve verimli çalışmasının yanında işverene ve ülke ekonomisine de olumlu katkılar sunacaktır. Bu nedenle, iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınacak tedbirler bir maliyet olarak değil, aksine verimliliğe yönelik bir öncelik olarak da görülmelidir.


İş Güvenliği Samimiyet Testi
[wp_quiz_pro id=”10789″]


Korumak Tedavi Etmekten Daha Ucuzdur

Ülkemizde yüzbinin üzerinde meslek hastalığı yakalamamız gerekirken, Sosyal Güvenlik Kurumu istatistiklerine yansıyan rakamlar her yıl maalesef birkaç yüzü geçememektedir. Türkiye İstatistik Kurumu, ülkemizde yılda dokuzyüz binin üzerinde meslek hastalığı ve işle ilgili hastalık ve yaralanma olduğunu ifade etmektedir. SGK rakamlarının düşüklüğü biraz da istatistik yöntemi hatasından kaynaklanmaktadır ama yine de meslek hastalıklarımızı tanıma konusunda başarılı olduğumuz söylenemez. Yani, hem çalışanlarımızı meslek hastalıklarından koruyamıyor, hem de meslek hastalıklarını saptayamıyoruz.

 

Toplumun hemen her kesimini derinden etkileyen bu önemli sorunun sosyal ve yasal boyutlarıyla birlikte ele alınıp, çözümlenmesi gerekir. Meslek hastalıklarını tanımak ve önlemek sosyal devletin ve tüm ilgililerin vicdani bir sorumluluğudur. Çalışanın sağlıklı olma hakkına saygının gereğidir. Tanınmayan meslek hastalığı, haksız kazanç nedenidir, genel sağlık sigortasına ve topluma yüktür. Bildirimi zorunlu olan meslek hastalıkları, yasal tanı almadıkça, meslek hastalığı sayılmazlar.

Meslek hastalıklarını tanımanın ilk şartı, hastanın mesleğiyle ilgili sorgulamadır. Bu da “Ne iş yapıyorsunuz ?” sorusuyla başlar. İş sağlığı disiplininin babası sayılan İtalyan hekim Bernardino Ramazzini (1633-1714)’nin şu veciz sözleri, bugün maalesef hala geçerliliğini korumaktadır; “Hayret ve tereddüt ediyorum. Acaba, ilaç ve sinameki kokan muayenehane ve eczanelerde oturan bu azametli ve şık görüntülü doktorların burnuna işyerlerindeki pis kokulu şeyleri mi soksam, yoksa onları bu çukurları görmeye mi davet etsem?”


İSG Karikatürleri

[wp_quiz_pro id=”16812″]


İş Güvenliği Hayatımızın Bir Parçası Olsun

Aslında sadece işyerimizde değil, hayatın her alanında güvenlik anlayışımızın geliştirilmesine dair kültürümüzden çok güzel örnekler bulmak mümkündür. Tehlikeli hızla çalışmanın, acele etmenin, kestirmeden gitmenin iyi bir şey olmadığını atasözümüz ne güzel ifade eder; “Acele giden, ecele gider”. Yapılacak olan işi yeteri kadar öğrenmeden, bilmeden işe başlamak, üstelik sormaktan çekinmek, utanmak bir başka hatalı davranış örneğidir.

Kültürümüzde bunun da veciz bir karşılığı var; “Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp”. İşyeri temizliğine özen göstermemek de önemli davranış kusurlarından biridir. Oysa temizlik, kalite ve verimliliğin olduğu kadar, iş güvenliğinin de göstergesidir.

Aklın, bilimin ve yasanın emrettiği güvenlik önlemlerini ihmal etmek, iş kazalarında sık karşılaşılan bir başka güvensiz davranıştır. Oysa, “Eşeğini sağlam kazığa bağla, sonra Allah’a emanet et” atasözümüzü bilmeyenimiz yoktur. İş ortamında “Bana bir şey olmaz..” demeden önce, çok iyi düşünmek gerekir. Her mesai başlangıcında, o gün yapacağımız işleri kısaca kafamızda planlayıp, bu planı uygulamanın bile iş güvenliği açısından koruyucu bir değeri vardır