Madencilik Sektöründe İş Kazaları

Madencilik Neden Önemlidir?

Madencilik faaliyetleri olmaksızın insan hayatının sürdürülebilmesi olası değildir. Bugün, kullandığımız araçlardan, içinde yaşadığımız evlere, kullandığımız bilgisayarlardan telefonlara kadar yaşamımız için vazgeçilmez olan hemen her şey, madencilikle elde edilen ürünler sayesinde varlık kazanabilmektedir. Özellikle, sanayi devriminden bu yana insanlığın gelişim sürecinin son iki yüz  yılındaki baş döndürücü ilerlemede kömür ve demirin önemini inkar  edilemez.

Dünya maden potansiyeli içinde, ülkemizde, bor, toryum, linyit, mermer, manyezit, nadir toprak elementleri, barit ve sodyum sülfat gibi madenlerde önemli miktarda rezerve sahip olduğumuz ve rekabet gücümüzün yüksek olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla, bu kaynakların incelenmesi, bunlardan, önce yarı mamul, daha sonra mamul ürünlerin üretilmesi ve bu ürünlerin ilgili sanayi dallarında kullanılmasının desteklenmesi gibi, uluslararası piyasalarda rekabet gücümüzü arttıracak yapılanmaların uygulanması gerekmektedir. Ayrıca bu ürünlerin yeni kullanım alanlarının belirlenmesine yönelik bilimsel ve teknolojik araştırmaların yapılmasına ve teşvik edilmesine de ihtiyaç
vardır.

Dünyada en çok kullanılan Ludovic Lazarus Zamenhof’un bulduğu yapay dil.

Madencilik Sektörüne Çalışan Sayısı

Madencilik sektöründe yaklaşık 150.000 kişinin çalıştığı tahmin edilmektedir. Madencilik istihdam ağırlıklı bir sektördür. Sektörde çalışan bir kişi diğer yan sektörlerde çalışan 12 kişiye istihdam sağlamaktadır. Ülkemizde işsizliğin önlenmesi için yeni istihdam alanlarının yaratılması zorunludur. Bunun için de en önemli sektörlerden biri madenciliktir.  Özellikle yeraltı yöntemiyle çalışılan işletmelerde istihdam edilen işçilerin büyük çoğunluğu (yaklaşık %70 ilkokul/ortaokul mezunudur (SGK istatistikleri).

 

 

Maden Ocakları Denetlemeleri

T.C. Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanllığı Teftiş Kurulu Başkanlığınca 772 adet Yeraltı Ve Yerüstü Maden işletmesinde Proje Denetimi yapılmıştır. Bu denetimlere göre;

  • Patlayıcı madde kullanılan 101 kömür işletmesinin % 77’sinde patlayıcı madde deposunun bulunduğu,% 23’ünde ise depo bulunmadığı tespit edilmiştir.

 

  • Yeraltı kömür işletmeciliği yapılan 157 işletmenin, ancak % 57’sinde gaz ölçümü yapıldığı,% 43’sinde ise herhangi bir gaz ölçümünün yapılmadığı görülmektedir.

 

  • İşletme belgesi gereken 240 işyerinin, 150’sinde bu belgenin olmadığı tespit edilmiştir.

 

  • Çalıştırdığı işçi sayısına göre iş yeri hekimi çalıştırması gereken 86 iş yerinin %20’sinde işyeri hekiminin bulunmadığı tespit edilmiştir

 

  • Çalıştırdığı işçi sayısına göre iş sağlığı ve güvenliği kurulu bulunması gereken 86 iş yerinin %18’inde kurulun bulunmadığı görülmektedir.

 

Madenlerdeki Uygunsuzluklar

Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümü’nde değişik kazalarla ilgili olarak hazırlanan bilirkişi raporlarında yazılanlar ise yürekleri dağlamaktadır;

  • Uygun ve yeterli tahkimat yapılmamaktadır. Özellikle üretim bacalarında ve kılavuz arınlarında gereğinden de fazla açıklık bırakılmakta, akıcı arınlarda kapak tutulmamakta, akıcı tavanlarda sürme kama tekniği tam olarak  uygulanmamaktadır. Ayaklarda “ilerleme kadar göçertme/dolgu yapılması” kuralı uygulanmamaktadır. Göçertmeli ayaklarda ayak göçük hattının düzgün oluşturulamaması, domuzdamlarının yük almaması gibi sebeplerle arın patlaması, göçük, tavan ve yanlardan malzeme düşmeleri meydana gelmektedir. Zonguldak Havzasında uygulanan “göçertmeli-arına paralel sarmalı ağaç tahkimat” yönteminin can damarı olan sürme kama ve damların şeş-beş ötelenmesi usulleri çok farklı ve eksik biçimlerde uygulanmakta ve ayak göçüklerine yol açmaktadır.

 

  • Uygun ve yeterli havalandırma sisteminin bulunmamasına bağlı olarak baca ve kılavuz arınlarındaki metan geliri deşarj edilememektedir. Tali Havalandırmanın yanlış uygulanmasına (çok uzun boru hatlarında engellenemeyen kaçaklar, kısa devreye yol açan ek tali vantilatörler, gücü çok az ya da gereğinden fazla tali vantilatörlerin kullanılması) Bu sebeple metan yanması ve grizu patlamaları meydana gelmektedir. Bağımsız havalandırma ilkesinden (üretim iş yerlerinin, seri havalandırılmaması, farklı paralel kollarda yer alması) verilen ödünler özellikle çok sayıda iş yeri ve işçinin etkilendiği büyük kazalara neden olabilmektedir.

 

  • Üretim iş yerlerinde nefeslik ve kaçamak yolu olarak kullanılmak üzere yer üstü bağlantılı ikinci bir yol bulunmamaktadır. Bu sebeple kaza durumunda kurtarma çalışmaları zorlaşmakta ve bazen  olanaksızlaşmaktadır. İşçiler ocaktan acil ve güvenli bir şekilde tahliye edilememektedir. Ayrıca bu durum ocak havalandırmasını da olumsuz etkilemektedir.

 

  • Tehlikeli gazlar için bazı büyük işletmelerde “sürekli gaz izleme sistemi” kurulu olup, erken uyarı sistemi bulunmamaktadır. Bu sebeple, tehlikeli gazların sürekli takibi yapılamamakta, gerekli tedbirler zamanında alınamamakta ve tehlikeli durumlarda ocağın acil tahliyesi sağlanamamaktadır.

 

  • Grizulu ocaklarda kullanılması zorunlu olan AlSz ve kendiliğinden emniyetli elektrik donanımın ve devre kesici donanımların zamanla ve tamir-bakım gördükçe bu özelliğini yitirmesi iyi denetlenmeyen bir husustur.

 

  • İlkyardım ve tahlisiye istasyonlarının kurulmaması, mevcutların ise uygun nitelikte olmaması nedeniyle kaza sonucu kurtarma ve ilk yardım işlemleri zamanında yapılamamaktadır.
  • Ocakta uygun vasıfta gaz ölçüm cihazının bulunmaması, her vardiyada muntazam aralıklarla gaz ölçümlerinin yapılmaması, ferdi maskelerin bulunmaması ve/veya kullanılamaması, çalışanlarınCH4 (metan), CO (karbonmonoksit), CO2 (karbondioksit) ve diğer tehlikeli ve zararlı gazlarda etkilenmesine neden olmaktadır.
  • Patlayıcı maddelerin ocaklarda kullanılabilecek özellikte olmaması, yetkisiz ve ehliyetsiz kişilerce ateşlenmesi, kurallara tam uyulmaması, ateşlemelerde gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmaması nedenleriyle ciddi kayıplarla sonuçlanan kazalara sebep olmaktadır.
  • Yangın ve patlamadan sağ olarak kurtulanlar, yeterli eğitim ve tatbikatların yapılmaması nedeniyle oluşan panik sonucu bireysel oksijen maskelerini kullanamamakta, güvenli çıkış yollarını bulamamakta ve bu durum ölümleri arttırmaktadır.

 

 

Yukarıdaki yazıdan da anlaşılacağı üzere işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği bilincinin oluşturulması ve geliştirilmesi, öncelikle iş sağlığı ve güvenliği konusunda tüm ilgililerde kültürel bir değişikliği zorunlu kılmaktadır. Bu amaçla taraflar arasında işbirliğinin gerçekleşmesi, işverenlere, işveren vekillerine işçilere ve temsilcilerine, teknik elemanlara, sağlık personeline ve diğer tüm ilgililere yeterli ve sürekli eğitimin sağlanması gerekmektedir. Diğer taraftan maden işyerlerinde proje denetimlerine kapsamının genişletilerek devam edilmesi gerek maden işyerlerinin iş sağlığı ve güvenliği yönünden izlenmesi gerekse sözü edilen işbirliği ve eğitim çalışmalarının desteklenmesi önem taşımaktadır.

 

Maden Kazaları

Madencilik sektörü, dünyanın en zor ve riskli iş kollarından birisidir.Özellikle teknolojiden uzak bir şekilde çalışılan ülkemizde, noksanlıklar ve zaafiyetler  özellikle yer altı kömür madenciliğinde kazalara neden olmaktadır. Kömür madenciliği, işçi sayısı başına düşen kaza ve ölüm sıralamasında, bütün sektörlerin başında yer almaktadır. Bu nedenle, madencilik sektörünün daha yakından izlenmesi, değerlendirilmesi ve kaza önleme çalışmalarına daha fazla önem verilmesi gerekmektedir.

Madencilikle ilgili kuruluşlarda mevcut deneyim birikiminin yok edilmesi, maden işletmeciliğinin yetersiz, donanımsız ve deneyimsiz kuruluşlara bırakılması, kısa sürede yüksek kar sağlamak amacıyla yapılan üretim projeleri, üretim zorlamaları, devlet denetimlerinin yetersiz olması kazaların kaçınılmaz hale gelmesine neden olmaktadır.

ILO’nun 2008-2015 yılları arası iş kazası oranlarına göre Türkiye, Hindistan ve Rusya’dan sonra ölümlü iş kazalarında üçüncü sırada yer almaktadır. İngiltere’de iş kazaları oranı yüzde 1, Almanya’da yüzde 2.5, Fransa’da yüzde 3.5, İspanya’da yüzde 4 civarında iken, Türkiye’deki oran ise yüzde 9.5-10 arasındadır.

Türkiye’de yaklaşık 1 milyon 500 bin iş yeri ve yaklaşık 10 milyon işçi bulunmaktadır. İş yerlerinin yüzde 99.7’si KOBİ niteliği taşımakta ve işçilerin yüzde 83.8’i KOBİ’lerde çalışmaktadır. İş kazalarının yaklaşık yüzde 81’i de KOBİ’lerde meydana gelmektedir. Türkiye’de 2016’da 96 bin iş kazası meydana gelmiş, aynı yıl 750 meslek hastalığı ile karşılaşılmış ve 1050 kişi bu nedenlerle yaşamını kaybetmiştir.

 

Sonuç

İş kazaları daha çok maden, metal, makine, mobilya, tekstil, nakliyat ve inşaat sektörlerinde yaşanmıştır. Ölüm oranlarına bakıldığında ise sıralama maden, inşaat, nakliyat, metal, mobilya olarak gerçekleşmiştir. İş kazalarının ülkemize getirdiği maliyet, 2016 yılında yaklaşık 7 milyar 500 milyon liradır (Maden Mühendisleri Derneği yıllık değerlendirne raporu).

 

SON SÖZ

İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tedbirler alınmış olsaydı bu maliyetlerin yaklaşık yüzde 98’ine katlanmak zorunda kalınmayacaktı.

 

 

 

Kaynaklar; ILO /2015-2016 WBK Raporu, MMO yıllık raporu, SGK, İSGGM raporları

5
Makaleyi Oylar mısınız?
[Total: 4 Average: 5]

Abone Ol
Haberin Olsun

NİG-e Abone Olun, son yayınlar önce size gelsin.

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti.

Bir yorum

  1. İş Güvenliği Uzmanı Mart 13, 2018

Soru Sorun / Cevap Yazın