Tekstil Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği

İnsanoğlunun varoluşundan bu yana süregelen giyinme ihtiyacının doğurduğu tekstil sektöründe, her geçen gün  birtakım teknolojik yenilikler ve metotlar ortaya çıkmakta, daha yüksek üretim hızlarına ulaşılmakta ve dolayısıyla rekabet hızla artmaktadır.

Tekstil Sektörü

Türkiye, tekstil ve hazır giyim sektörü 1950’lerden itibaren istihdamın lokomotifi konumundadır. Sektör istihdamı, toplam istihdamda %13,6, toplam imalat sanayi istihdamı içinde %23,9’luk bir paya sahiptir. Sektörün istihdam açısından önemli bir özelliği, özellikle kadınlara iş olanağı sağlamasıdır. Değişen talepler doğrultusunda esnek üretim olanağının en fazla olduğu bu sektör, 1980’lerden itibaren, esnek üretim tarzına uygun olarak uluslararası yaygın bir üretim ağına sahiptir.

Büyük tekstil ve hazır giyim şirketleri, bir taraftan merkezlerinde nitelikli, çekirdek işgücünü koruyarak üretimi, diğer taraftan da daha az nitelikli çevre işgücü ihtiyacını gerek iç piyasadaki diğer küçük firmalardan, gerekse işgücünün ucuz olduğu ülkelerdeki daha küçük şirketlere fason iş vererek sağlamaktadır. Değişen talebe göre  çok sayıda firma, bu şekilde üretim ağlarına dahil olmaktadır.

Bilinen tüm temel atomaltı parçacıklara etkiyen zayıf çekirdek kuvvetinin taşıyıcısı olan, elektriksel bakımdan yüksüz temel parçacık

Z Parçacığı

Daha Fazla Detay

İstatistikler

SGK verilerine göre, Türkiye’de ortalama 2.000.000 işyeri ve 13.000.000 sigortalı çalışan mevcuttur.  Türkiye’de tekstil ürünleri imalatı yapan 18.000 civarında işyeri, 550.000 sigortalı çalışanı, giyim eşyaları imalatı yapan 35.000 işyeri ve 500.000 çalışanı vardır.

Tekstil sektöründeki bu yoğun rekabet ve çalışma ortamı aynı zamanda iş kazalarını ve meslek hastalıklarını da beraberinde getirmektedir. Ülkemizde her yıl yaklaşık 75.000 iş kazası meydana gelmekte ve 1000 işçi bu kazalarda hayatını kaybetmektedir.

Sosyal Güvenlik Kurumu istatistiklerine göre, 2012 yılında meydana gelen 74.871 iş kazasının 5970’i tekstil  sektöründe meydana gelmiştir.

Bu istatistiki bilgiler doğrultusunda tekstil sektörü, SGK tarafından sınıflandırılan 99 sektör arasında, hem meydana gelen iş kazası sayısı hem de ölümlü iş kazası sayısı bakımından Metal-İnşaat-Madencilik sektörlerinde sonra 4. sırada yer almaktadır.

Tekstil Sektöründeki Tehlikeler

Tekstil Sektöründeki İş Sağlığı ve Güvenliği Tehlikeleri aşağıdaki başlıklar altında incelenebilir;

  1. Yangın
  2. Gürültü
  3. Tozlar
  4. Kimyasal Riskler
  5. Ekipmanlardan Kaynaklanan Riskler

Yangın

Tekstil sektörünün hammaddesi elyaftır. Elyafların kolay tutuşabilir olmasından dolayı sektörün en önemli iş güvenliği risklerinden biri de yangındır. Yangın çıkması için oksijen, yanıcı madde (elyaf) ve ateş kaynağı yeterlidir.

Yangına karşı yeterli önlem alınabilmesi ve herhangi bir yangın anında doğru söndürme yönteminin kullanılması için elyafların tanınması çok önemlidir. Elyaf sınıflarının yangın konusunda gösterdikleri davranış birbirinden çok farklıdır. Hatta, aynı sınıftaki elyaflar bile kendi içinde farklılık göstermektedir.

Genel olarak tekstilde işlem basamakları göz önüne alındığında, ilk basamaktan son basamağa doğru (elyaftan-dikilmiş  hazır giyim) yangın riski azalmaktadır. Bunun sebebi, elyafın ince ve kolay tutuşur özelliğinin iplik ve kumaşa dönüştükçe azalmasıdır. Bu doğrultuda elyaf depoları, çırçır fabrikaları, harman hallaç dairesi ve tarak dairesi yangın açısından daha risklidir.

Yapılması gereken ilk iş, yangına sebep olabilecek kaynakları belirlemektir. İşletmede risk analizi yaparak bu kaynaklar ortaya çıkarılmalıdır. Bunlar;

  • Proseste malzemenin ısınmasına neden olabilecek ekipmanlar,
  • Elektriksel ekipmanlar
  • Sürtünmeden kaynaklanan ısınma ve mekanik kıvılcımlar, statik elektrik,
  • Atık malzemelerin yanması,
  • Sigara
  • Kazan, fırın vs. ısıtıcılar
  • Sıcak çalışma içeren bakım işleri,
  • Herhangi bir sebeple başlayan yangınlar olarak sınıflandırılabilir

Ortamda kumaş tozlarının bulunması ve temizlenmediğinde toz yığınlarının oluşması, leke çıkarma işleminde kullanılan çözücü maddeler yangın olasılığını dikkate almayı gerektirmektedir. Tozların birikmesi sonucu yanmanın ilk şartı olan yanıcı madde ortamı sağlanmakta ve tutuşturucuların çokluğu (taşlama esnasında çıkan kıvılcımlar, elektrikli ekipman kullanımı, ısınan pres yüzeyleri) ile yangın için gerekli ortam ortaya çıkmaktadır. Olası diğer yangın kaynaklarından biri de ütü kullanımıdır.

Gürültü

Özellikle konfeksiyon atölyelerine girildiğinde ilk dikkat çeken unsurlardan biri de ortamda bulunan gürültüdür. Makinelerin yarattığı gürültü nedeniyle, 8 saatlik çalışma periyodunda çalışanlarda gürültüden kaynaklı stres, işitme kayıpları ve kulak çınlaması gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Gürültü seslerin üst üste düzensiz olarak gelmesi ile ortaya çıkar. Ya iplik ve dokuma fabrikalarındaki gibi “devamlı”  ya da pres atölyelerindeki gibi kesik kesiktir. İşyerlerinde ölçüm yaparken gürültünün niteliğine dikkat etmek gerekir. İşe alımlar esnasında gerekli muayeneler yapılmalı, işitme kaybı olan işçiler gürültülü işlerde çalıştırılmamalıdır. Gürültü, insanlarda, kısa süreli çalışmalarda geçici sağırlığa; uzun süreli çalışmalarda ise sürekli sağırlığa neden olmaktadır. Gürültünün insan üzerinde yorgunluk, stres, sinirlilik ve uykusuzluk gibi psikolojik etkilere de neden olduğu tespit edilmiştir. Gürültü, ayrıca iş verimini de önemli ölçüde etkilemektedir.

Gürültülü işlerde (dokuma, iplik vb.) işyeri binasının işe uygun olması, duvarlarda ses emici malzeme, zeminde titreşim önleyici malzeme kullanılarak gürültü düzeyinin azaltılması sağlanmalıdır.

Uzun süreli, şiddetli gürültüye veya 87 dB A’nın üzerindeki seslere maruz kalan kişilerde, geçici veya sürekli işitme kaybı oluşmaktadır.  Alınabilecek önlemler aşağıdaki tabloda gösterilmiştir;

Gürültüyü Kaynakta AzaltmakSes Enerjisinin Yayıldığı Yolda Gürültüyü Azaltmak (Ortamda)Gürültüyü, Gürültüye Maruz Kalan Kişide Engellemek (Kişisel Koruyucu Donanım)
(En etkili yoldur.)

1. Gürültü çıkartan işlemi daha az gürültülü işlemle değiştirmek

1. Gürültü kaynağı ve ona maruz kalan kişi arasındaki uzaklığı arttırmak1. Gürültüye maruz kalan kişiyi tecrit etmek
2. Daha az gürültü çıkartan makineleri kullanmak2. Sesin havada yayılmasını önlemek için ses emici engeller kullanmak2. Kişisel koruyucu kullanmak
3. Gürültü çıkartan makinelerin işleyişini yeniden düzenlemek (bakım, titreşen veya vuran bölümleri yumuşak maddelerle kaplamak, süreçte bazı değişiklikler yapmak vb.)3. Sesin duvar, tavan ve taban gibi geçebileceği ve yansıyabileceği yerleri ses emici malzeme ile kaplamak veya böyle malzemelerle yapmak3. Gürültüye maruziyet kalma süresini azaltmak veya gürültülü yerlerde rotasyonla çalıştırmak (idari kontrol)
4. Gürültü kaynağını ses emici malzeme ile kapatmak veya ayırmak4. İş programını değiştirmek

 

Tozlar

Tozdan kaynaklanan tehlike, tozun içerdiği maddeler ve tozu oluşturan parçacıkların büyüklüğüne bağlıdır. Parçacıkların boyutu ne kadar küçük olursa hava ile solunduğunda akciğerde o kadar derinlere nüfuz eder. Böylece, akciğerin savunma sistemine hasar verir. Gözle görülemeyen bu tozlar, ancak mikroskobik teknikler kullanılarak tanımlanabilir. Bu tür tozlar, uzun zaman boyunca akciğerde birikir ve pneumoconiosis (pnömokonyoz/toz hastalığı) olarak adlandırılan akciğer hastalığına neden olur. Kot taşlama işçiliği yapan kişiler için silisyum kristalleri ve asbest içeren tozlar tehlikelidir.

Çırçır, iplik ve dokuma işi yapılan işyerleri ile hazır giyim işletmelerinin kesim bölümlerinde meydana gelen tozlar, çalışan üzerinde kısa süreli, olumsuz etkilere (iş veriminin düşmesi ve dikkatin azalması sonucu kaza riski vb.)  sahiptir. Uzun vadede ise bu tozlar (pamuk, keten, sisal, jüt, kendir), bisinozis adı verilen meslek hastalığına neden olabilir.

Alınabilecek en önemli tedbir, işlemler sırasında ortaya çıkan tozun gaz, buhar ve kokunun kaynağında emilerek  ortama yayılmasını engellemektir. Bu sağlanamıyorsa eğer bu tür işler, kapalı bir ortamda yapılmalı ve çalışanların gerekli kişisel koruyucu donanımları kullanması sağlanmalıdır. Ayrıca, bu işlerde çalışanların periyodik olarak muayeneleri yapılarak erken teşhis ve tedavi ile hastalığın oluşması ve ilerlemesi durdurulmalıdır. Temiz hava, çalışanın sağlık durumu ve çalışma gücünün yüksek bir düzeyde sürdürebilmesi için gerekli koşulların başında gelir. Birçok hallerde, doğal havalandırma ile temiz bir hava sağlanabilir. Doğal havalandırmanın sağlanmadığı yerlerde ise uygun havalandırma sistemleri kurulmalı ve rahatsız edici hava akımlarının meydana gelmesi önlenmelidir.

Kimyasal Riskler

Tekstil sektörünün iplik, dokuma ve konfeksiyon bölümlerinde kimyasal maddelerin kullanımı yaygın değildir. Kimyasal madde, sadece dokuma işlemi öncesinde, haşıllama sırasında kullanılır. Ancak, haşıl çözeltisi nişasta bazlı olmasından dolayı tehlikeli değildir. Bundan dolayı, yukarıda anlatılan işlemlerde kimyasal risk çok azdır ya da yoktur. Ancak, genel olarak terbiye diye adlandırılan ön terbiye (yıkama, yakma, beyazlatma vb.), boyama, baskı ve apre işlemlerinde yoğun olarak kimyasal kullanımı mevcuttur. Bu yüzden, tekstil sektöründe kimyasal riskin en yoğun olduğu bölüm boyama işletmeleridir.

Boyama işletmelerinde; çözücüler, boyar maddeler, asitler ve bazlar en çok kullanılan kimyasallardır. Çözücülerin çoğu sıvı organik kimyasallardır. Bu maddelerin özellikle de yağ ve gres gibi suda çözünmeyen diğer maddeleri çözebilme özelliklerinde dolayı sanayide kullanılmaktadır. Bu çözücülerin pek çoğu ortam sıcaklığında çabucak ve kolayca buharlaşır. Bunlar, alev alabilir. Sigara ve kaynak yapılırken çıkacak kıvılcım veya statik elektrik, bu çözücülerin kolayca alevlenmesine neden olabilir. Çözücülerin buharları hava akımıyla hareket ederse eğer uzaktaki bir ısı kaynağı tarafından bile alev alması mümkündür.

Solunum yolu, organik çözücülerin vücuda girmesinde temel yol olmakla beraber, deri yolu ile de vücuda girmesi mümkündür. Kan dolaşım sistemine giren organik çözücüler, beyin, karaciğer gibi organlara da taşınabilir. Çözücülerin insan üzerindeki etkisi, buharlaşabilme oranına ve suda çözünürlüğüne bağlıdır. Ortaya çıkabilecek risk ise maruz kalınan süre ve çözücü buharının havadaki yoğunlaşmasına bağlıdır.

Boyar maddeler ipliğe, kumaşa rengini veren kimyasallardır. Değişik tipte boyar maddeler vardır. Dünyada ve ülkemizde yaygın olarak, pamuklu boyamada reaktif boyar maddeler;  polyester boyamada dispers boyar maddeler; yün boyamada ise asit boyar maddeler kullanılmaktadır. Kullanılan boyar maddeler, genellikle toz halindedir. Tartılarak bir kaba alınan boyar maddeler, çözeltiye ilave edilmektedir. Bu işlemler sırasında boyar madde toz halinde olduğundan toz bulutu meydana gelmektedir. Dikkat edilmesi gereken husus, bu zararlı toz bulutunun işçi tarafından solunmamasıdır.

  • Mümkün olduğunca toz boyar maddeler yerine granül ya da sıvı halde olan boyar maddeler seçilmelidir. Sıvı boyar maddelerin 9 ay, toz boyar maddelerin 3 yıl kullanım ömrüne sahip olması, toz boyar maddelerin nakliye ve depolamada 3 kat daha az yer kaplaması sebebiyle sıvı boyar maddeler daha az tercih edilmektedir.
  • Boyar maddelerin depolanması, tartımının yapılması ve taşıma kabına alınması diğer kimyasallardan ayrı bir bölümde yapılmalıdır. Bu bölümlerin 3 tarafı kapalı olmalıdır.
  • Bu bölümlerde toz birikmesinin önlenmesi için duvarları düz ve pürüzsüz olmalı, yerleri kolay temizlenebilir olmalı, kaygan olmamalıdır. Temizlik çizelgeleri oluşturularak düzenli olarak temizlenmeli ve toz birikmesi önlenmelidir.
  • Bu bölümlere uygun havalandırma tertibatları koyularak işçinin tozu soluması önlenmelidir. Ortamdaki toz yoğunluğu giderilemiyorsa eğer çalışanlara kişisel koruyucu donanımlar verilmelidir.
  • Çözelti içine dökülen toz boya yeterince ıslatıldıktan ve karıştırıldıktan sonra işleme başlanmalıdır. Aksi halde, yine toz oluşması muhtemeldir. Mümkün ise toz boyalar suda çözünen poşet vb. ile çözeltiye atılmalıdır. Toz boyar maddeler ile çalışan işçiler, yemeklerden önce ve dinlenme (çay) aralarında ellerini yıkamalıdır.

Tekstil terbiyesinde yaygın olarak kullanılan asitler ve bazlar korozif maddelerdir. Dolayısıyla, bu maddelerin cilt ve göz ile temasında ciddi problemler oluşmaktadır. Bu maddeler ile yapılan çalışmalarda, dirseklere kadar uygun ve yeterli korumayı sağlayacak eldivenler ve koruyucu gözlükler kullanılmalıdır.

Bu kişisel koruyucular işçilere zimmet karşılığında verilmeli ve bunların nasıl kullanılacağı öğretilmelidir. Belli periyotlarda ve herhangi bir tahribat durumunda ise bu koruyucular yenilenmelidir. Vücudun herhangi bir bölgesi (cilt ve göz) ile temas riskine karşı, bu korozif kimyasalların etkilediği yerlere acil önlem için göz ve vücut duşları yerleştirilmelidir. Bu duşlar, kolay ulaşılabilir ve daima faal olmalıdır. İşçilere kullanımı konusunda eğitim verilmelidir.

Benzer özelliğe sahip kimyasal maddeler bir arada, uygun depolarda muhafaza edilmelidir. Parlayıcı ve patlayıcı maddeler bir arada depolanmamalıdır. Asitlerin kullanıldığı yerlerde, bu maddelerin asit üzerine ilave edilmemesi konusunda uyarıcı yazılar bulunmalıdır.

Özellikle boyahanelerde, baskı yapılan tesislerde, terbiye ve ön terbiye yapılan tesislerde kullanılan kimyasalların kanserojen etkisi olduğu; burun, gırtlak ve mesane kanseri riskini arttırdığı anlaşılmıştır. Konfeksiyonda leke çıkartma işlemi için kullanılan perkloretilen, trikloretilen, tetrakloretilen vb. çözücüler havada buharlaşarak zehirli gaz oluşturmaktadır.

Ekipmanlardan Kaynaklanan Riskler

Tekstil sektöründe en çok kullanılan ekipmanlar; kaldırma, yük taşıma arabaları ve forklift, transpalet, elektrikli ütü, buharlı ütü, buhar kazanı, serim–kesim tezgâhları, makas, iğne, maket bıçağı, hızar, konveyör, pres, etiketleme, kodlama ekipmanı, zımba, dikiş makinesi, ofis ekipmanları, kompresör, pompa, yıkama/kurutma makineleri, gibi doğrudan üretimi ilgilendiren ekipmanlar yanında, üretimi destekleyen birimlerde kullanılan ekipmanlar (torna, freze, matkap, kaynak, boya tabancası, el taşlama, daire testere) tekstil üretim tesislerinde kullanılan temel ekipmanlardır.

Bu ekipmanların kullanılmasında dikkat edilecek hususlar aşağıda anlatılmıştır;

  • Forkliftler, yetkili operatörler tarafından kullanılmalı, başkaları tarafından kullanılmasını önleyecek tedbirler alınmalıdır. Operatör, forkliftin devrilmesi durumunda direksiyona tutunması, forkliftten atlamaya çalışmaması konusunda bilgilendirilmelidir.
  • Forkliftlerde geri viteste iken sesli ve ışıklı alarm veren ikaz sistemi olmalıdır. Bu sistem, her zaman aktif olmalıdır.
  • Forkliflerin aynaları olmalıdır.
  • Yılda bir kez, uzman bir makine mühendisi tarafından kaldırma testleri ve kontrolleri yapılarak uygun bir rapor düzenlenmelidir. Bu raporlarda eksik hususlar belirtilmişse eğer ekipmanlar kullanılmamalıdır. Eksikler giderilinceye kadar da bu ekipmanlarla çalışılmasına müsaade edilmemelidir.
  • İşletme içinde ve bahçesinde keskin dönüşlerin bulunduğu kısımlara küresel aynalar yerleştirilmelidir. Forklift  ve yaya yolları işaretlerle ayrılmalıdır.
  • Forkliftlerde operatör yanında başka birisinin binmesi önlenmelidir.
  • Forkliftlerde yükler mümkün olduğunca yere yakın taşınmalı ve iş bitince yük askıda bırakılmalıdır. Kayma, dağılma riski bulunan yüklerin taşınmasında özel önlemler alınmalıdır.
  • Kapalı alanların havasını kirleten ve egzozundan çıkan kıvılcımlar yüzünden yangına sebep olacak dizel forkliftler yerine elektrikli forkliftler kullanılmalıdır.
  • Kompresörler, buhar/sıcak su kazanları ve hidrofor gibi basınçlı kapların yılda bir kez uzman bir makine mühendisi tarafından hidrostatik basınç testleri ve kontrolleri yapılarak uygun bir rapor düzenlenmelidir. Bu raporlarda eksik hususlar belirtilmişse eğer bu ekipmanlar kullanılmamalıdır. Uzman mühendislerin belirttiği eksikler de hemen giderilmelidir. Özellikle, belli basınçlara ayarlanmış emniyet ventillerinin açılmaması gibi eksiklikler hayati önem taşımaktadır.
  • Kompresörlerin hava tankları, buhar kazanları gibi basınçlı kaplar, bir patlama anında parçalara ayrılarak şarapnel etkisi oluşturduğundan, işçilerin bulunmadığı patlamaya dayanıklı bölümlerde bulunmalıdır. Bir patlama anında oluşan basıncın, yan duvarlara, dolayısıyla işçilerin yaralanmaması, ölmemesi ve işyerine çok zarar vermemesi için işyeri binasının çatısı hafif malzemeden yapılmalı, patlama basıncı buradan tahliye edilmelidir.
  • Buhar kazanları kazancı belgesine sahip operatörlerce işletilmelidir.
  • Tekstil işletmelerinin bulunduğu ortamlarda toz yoğun olduğundan ve bazı aşamalarda belli termal şartların (sıcaklık ve nem oranı) mesleki gereklilik olmasından dolayı havalandırma tesisatı büyük önem arz etmektedir.  Bundan dolayı, havalandırma tesisatının periyodik kontrolünün her yıl yapılması gerekir.
  • İşyerine en az tozu yayacak havalandırma ve emiş tertibatı seçilmelidir.
  • Havalandırma tesisatının 3 ayda bir kontrol ve bakımı yapılarak havalandırma ve emiş kapasitesinin sabit tutulması işletme içindeki tozun ortama yayılmaması açısından çok önemlidir. Çoğu işletmelerde toz emiş kapasitesi bakımsızlık ve tıkanmalar nedeniyle azalmakta, bu da ortama daha çok toz yayılmasına sebep olmaktadır.

 

SONUÇ

Günlük hayatta kullandığımız kıyafetlerin üretimi söz konusu olduğunda, diğer iş kollarında olduğu gibi yapılan işlerin sınıflandırılması önem kazanmaktadır. Temel girdisi elyaf olan üretim çalışmasında kumaşın son ürün haline gelmesine kadarki tüm süreçler, yapılan işler, kullanılan ekipman, malzeme, kimyasallar, enerji vb. dikkate alınmak zorundadır. Bu durum, iyi bir risk analizi ve değerlendirmesini gerektirmektedir.

 

UNUTULMAMALIDIR Kİ; “HİÇBİR GEREKÇE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ÖNLEMLERİNİN ALINMASINI ERTELEMEZ”…

 

 

Yazının tüm hakları www.nedenisguvenligi.com‘a ve yazara aittir. Telif hakları kanunu gereğince kopyalanamaz ve/veya farklı bir yerde kullanılamaz. Ancak alıntı yapıldığında link ve adres verilmek zorundadır.

 

Kaynaklar;

Neden İş Güvenliği İSG Komisyonu

Özdemir, E. 2014. “6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun Çalışma Yaşamına Etkileri,” http://isyasami.
yenibiris.com/Default.aspx?pageID=498&nID=70349&New sCatID=327&AuthorID=15, son erişim tarihi: Haziran 2014

Oğuz, A. Y. 2013. “Avrupa Birliği Sürecinde Türkiye’de İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği, İşgören ve İşverenin Hukuki Yükümlülükleri,” Yüksek Lisans Tezi, Atılım Üniversitesi, Ankara.

Tezcan, E. 2008. “Hazır Giyim Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği Tehlikeleri,” Mühendis ve Makine, cilt 49, sayı 584, s. 25-27

 

4.9
Makaleyi Oylar mısınız?
[Total: 3 Average: 5]

Abone Ol
Haberin Olsun

NİG-e Abone Olun, son yayınlar önce size gelsin.

Abone olduğunuz için teşekkürler

Bir şeyler ters gitti.

Soru Sorun / Cevap Yazın