Türkiye'nin isg platformu
OSGB Hizmetleri

Minerallerin sebep olduğu hastalıklar

Meslek Hastalıkları

Minerallerin sebep olduğu hastalıklar, insan sağlığı üzerindeki etkileri temel olarak tozların tane boyutlarına ve mineralojik yapılarına bağlıdır.

Havada asılı duran ve hava akımı ile hareket edebilen katı parçacıklara toz denilmektedir. Mineral tozlarının insan sağlığı üzerindeki etkileri temel olarak tozların tane boyutlarına ve mineralojik yapılarına bağlıdır.

Minerallerin Sebep Oldukları Hastalıklar

Mineralin Adı Neden Olduğu Hastalıklar
Eser Elementler

(demir, bakır, kurşun, magnezyum, çinko, manganez, kobalt, krom, selenyum, molibden, iyodin vs.)

Metabolizmadaki Bütün Prosesler.
Asbest Grubu

(krizotil, krosidolit, tremolit, amasit, antofillit, aktinolit )

akciğer, plevra, periton, ovaryum, mide, pankreas, böbrek, üst sindirim yolu ve solunum yolu kanserleri, hyalanize kalsifiye plevral plaklar, pulmoner fibrozis.
Kuvars Grubu

(ametist, tridimit, kristobalit, keatit, koesit, stishavit, kalsedon, sileks)

pnömokonyoz
Kömür Grubu

(taşkömürü, turba, linyit, antrasit)

pnömokonyoz
Silikat Grubu

(fenakit, olivin, alümino silikatlar, gröna, epidot)

pulmonar fibrozis, hyalanize kalsifiye plevral plaklar
Zeolit Grubu

(analsim, lösit, natrolit, şabazit, höylandit, stilbit)

plevra ve periton kanserleri, plevra kalınlaşması, kalsifiye plevral plaklar
Radyoaktif Grubu

(uraninit, Tyuyamunit, thorininit, autunit)

kemik, kemik iliği, deri ve akciğer kanserleri

 

Nikel akciğer  ve nazal sinüs kanserleri
Talk, Mika, Kaolin pulmoner fibrozis
Kalsit, Aragonit, Vaterit safra kesesi taşları
Whewellit, Brushit, Apatit üriner taşlar
Arsenik, Kromit, Hematit deri ve akciğer kanserleri

 

Minerallerin sebep olduğu hastalıklar

Pnömokonyozlar;

Silikosis:

Kuvars tozlarının akciğerlerde oluşturduğu bir hastalıktır. Silikozis deyimi ilk olarak Visconti ( 1871 ) tarafından rapor edilmiştir. Önceleri “Maden Tüberkülozu” olarak isimlendirilmiş olan hastalığın çok ince kuvars (SiO2) içeren tozların solunmasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. 0.5-5 µm çapındaki tozlar, 5-10 yıl gibi uzun bir süre ve tozların yoğun olduğu bir ortamda solunurlarsa hastalığa yol açabilmektedirler. Esas etki kömür tozu ile birlikte bulunan SİO2 e aittir.

Asbestozisler :

Asbest Cisimleri: 10 mm dan uzun bütün asbest tipleri çekirdek olmak üzere, bunların üzerinde çubuklar veya boncuklar dizisine benzer şekilde biriken organik materyalin oluşturduğu cisimlerdir. Asbest cisimlerinin serpantin liflerinden ziyade amfibol lifleri ile oluştukları gözlenmiştir.  Talk, alüminyum silikatlar, zeolit gibi lif biçimli mineraller, organik lifler de asbest cisimlerinin oluşumuna neden olabilirler. Asbest grubu lifli mineraller solunum yolu ile alındıktan sonra mesotelial hücrelere direkt olarak toksik etkilerinden dolayı plevral inflamasyonu provake edebilirler. İnhale edilen asbest lifleri aynı zamanda akciğerden inflamatuar sitokinlerin ve büyüme faktörlerinin salınımına yol açarak indirekt olarakta plevral hasarlanmayı ortaya çıkarabilmektedir.

Plevral plaklar: Asbeste maruziyet nedeniyle oluşan subplevral hyalinize alanlardır. Boyutları değişik olduğu gibi genellikle her iki hemitoraksta birlikte gelişirler. Plevral plaklar incelendiğinde; plakların yapısında lifsel biçimli amfibollerin bol miktarda, serpantin asbest liflerinin çok az miktarda bulunduğu görülmüştür.

Plevral Effüzyon: Plevral effüzyonun çeşitli nedenleri vardır. Nedeni bilinmeyen plevral effüzyonlu hastaların geçmişlerinde direkt veya indirekt olarak asbestlerle karşı karşıya kaldıkları saptanmıştır

Plevral kalınlaşma: Asbest işçileri arasında en yaygın olan hastalıktır

Bronş Kanseri: Asbest lifleri akciğerde lokal doku reaksiyonu ve özellikle küçük bronşların epitelinde önce metaplazi, daha sonrada bronkojenik kanser gelişmesine sebep olabilmektedir. Asbestin işlenmesi esnasında asbestlere bulaşan eser elementlerin de bronş kanserinin nedeni olabileceği düşünülmektedir.

Mezotelioma: Bu hastalığa neden olan mineraller amfibol grubundan krokidolit, amesit, antofillit, tremolit, aktinolit, serpantin grubundan krizotil, ayrıca çeşitli kil mineralleri ve bazı zeolit mineralleriyle, sillimanit, rutildir. Mineral tozlarıyla karşı karşıya kalmakla hastalık en az 3-5 yıl, ortalama olarak 30-40 yılda gelişmektedir.

Minerallerin Jinekolojik Hastalıklarla İlişkileri

Genital pudra kullanımı sonucu yumurtalık kanserine yakalanma sıklığının arttığı  öne sürülmektedir

 

Minerallerin Gastroenteroloji Hastalıkları ile İlişkiler

Kanser

Krizotil, aktinolit, tremolit, antofillit, krokidolit ve amosit minerallerin etkisi altında kalan insanlarda mide ve pankreas kanserlerinden ölüm oranının bu minerallerin etkisine maruz kalmayanlardan daha fazla olduğu bildirilmiştir.  Bu minerallerle karşı karşıya kalmanın iç organlardaki kanser riskini nasıl arttırdığı açıkça belirlenmemiştir. Ancak çalışmalar lifsel biçimle minerallerin bütün vücut dokularına yayılabildiğini göstermektedir. Mide kanserinin coğrafik yayılımı incelenirken genetik, iklim, görev, diyet, jeoloji gibi faktörler üzerinde durulmaktadır. Birçok araştırma jeolojik faktörün mide kanserine neden olan etkenler arasında belli bir ağılığa sahip olduğunu göstermektedir.

Safra kesesi taşları

Safra kesesi taşlarının büyük çoğunluğu organik materyalden oluşmaktadır. Bununla beraber organik materyalin yanı sıra kalsit, aragonit ve vaterit bulunduran veya tamamen bu üç karbonat mineralinden oluşan taşlar da belirlenmiştir.

 

Mineraller ile Ürolojik Hastalıklar Arasındaki İlişkiler

Kanser

Çeşitli minerallere maruz kalanlarda ürolojik kanserlerin görülme sıklığının arttığı bildirilmiştir

Üriner Taşlar

Böbrek taşları; idrarın tuzlara doyması ve küçük kristallerin ortaya çıkmasıyla oluşmaya başlar. Taş oluşumunda, beslenme, idrar miktarının azalması, idrar akışının engellenmesi, metabolizma bozuklukları, ilaçlar, travmalar, kronik kemik iltihapları ve idrar yolları iltihaplarından biri veya bir kaçının etken olduğu söylenebilir. Ülkemizde oksalat türü taş yapısının sık görülmesi beslenme alışkanlıkları ile ilgilidir, ürik asit ve ürat taşlarının oluşumu ise sıcak iklim koşullarına ve az sıvı alma eğilimine bağlı olarak açıklanmaktadır. Üriner sistem taşlarının kristal yapıları ülkeden ülkeye hatta aynı ülke içinde bölgeler arasında farklılık göstermektedir. Üriner sistem taşlarının başlıca özellikleri şunlardır;

1) Biyolojik-kimyasal bir sedimantasyon olayının ürünüdürler ve idrardan çökelme yolu ile oluşurlar. Bu çökelmenin başlıca nedenleri ise idrarın fiziksel, kimyasal ve bakteriyolojik özelliklerinde oluşan değişikliklerdir.

2) Üriner kayaçları karmaşık bileşimlidirler.

3) Bir veya birkaç fazdan oluşmuş agregatlar halindedirler.

Kalsiyum Oksalat Taşları

Böbrek taşlarının %60-70’i kalsiyum oksalat içerir. Kimyasal bileşimi ve kristal yapısı farklı iki çeşit kalsiyum oksalat taşı vardır. Bunlar, kalsiyum oksalat di hidrat (vedelit) ile kalsiyum oksalat mono hidrat (vevelit) mineralidirler.

Ürik Asit Taşlar

Metabolizma faaliyetlerinin son ürünü olarak böbreklerden atılmalarına rağmen üriner sistem taşlarında  %5-6 oranında görülmektedir.

Fosfat Taşları

Türleri karbonat, apatit, struvit, brusit ve vitlokit’dir. Taşların %5’ inde struvit, %2’sinden azında karbonat apatit bulunmaktadır.

Nadir Taşlar

Sistin taşları, taş hastalarının %1’inde görülmektedir. Sistin proteinin temel yapı maddesi olan kükürtlü bir amino asitten oluşur. Amonyum ürat taşları, enfeksiyonlarla ilgili olarak başlangıçta antibiyotiklerden meydana gelebileceği kabul edilmektedir. Ksantin taşları ise, çok nadir olarak bulunur. Doğumsal bir metabolizma hastalığı sonucu ortaya çıkarlar.

 

Eczacılık Teknolojisinde Kullanılan Mineraller

Eczacılık teknolojisinde, bentonit, montmorillonit ve talktan büyük ölçüde yararlanılmaktadır. Bunların İnsan sağlığına olumlu katkıları olduğu gibi olumsuz etkileri de vardır

 

Total
4
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Önceki Yayın
Korumak Tedavi Etmekten Daha Ucuzdur!

Korumak Tedavi Etmekten Daha Ucuzdur!

Sonraki Yayın
Neden Güvenlik Kültürü?

Emeğin Kutsallığına İhanet Etmeyin!

İlgili Yayınlar
Total
4
Share