Çalışanı kovduğu gün arabulucuya götüren patrona kötü haber!

Çalışanı kovduğu gün arabulucuya götüren patrona kötü haber!
İSG Profesyonelleri İçin Sınavlara Hazırlık Kursu

Yüksek yargı emsal bir karara hükmetti. İşten çıkarıldığı gün alelacele arabulucu masasına oturtularak hakları elinden alınan bir işçinin açtığı davada tarihi bir karar veren Yargıtay baskı altında ve düşünme süresi tanınmadan imzalattırılan tutanakların hukuken tamamen hükümsüz sayılmasına hükmetti.

Türkiye gazetesi yazarı İsa Karakaş‘ın köşesine taşıdığı karar, patronların arabuluculuk müessesesini bir hak gasp aracına dönüştürme girişimlerine kesin bir hukuki sınır çizdi.

JET ARABULUCULUĞA FREN

Çalışanı kovduğu gün arabulucuya götüren patrona kötü haber!

Karakaş’ın aktardığına göre ihtiyari arabuluculuk sistemi, çalışma hayatındaki uzun mahkeme süreçlerinin önüne geçmek, işçi ile işveren arasındaki ihtilafları karşılıklı hür irade ve müzakere yoluyla kısa sürede çözüme kavuşturmak amacıyla hayata geçirilmişti. Fakat mevcut ekonomik iklimde bazı işverenler bu mekanizmayı yapısal amacından saptırarak, çalışanlara karşı birer baskı ve hak budama enstrümanı olarak kullanmaya başladı.

Kamuoyunda “jet arabuluculuk” olarak adlandırılan ve işçinin kapının önüne konulduğu an eline apar topar bir tutanak tutuşturulmasını içeren yöntem, Yargıtay engeline takıldı. Yüksek mahkeme, bu yöntemin salt halkın ileride dava açmasını engellemek amacıyla bir hile gibi kullanılamayacağını tescil etti.

AĞIR İLAÇLAR KULLANAN İŞÇİNİN ÇARESİZLİĞİ FIRSAT BİLİNDİ

Karakaş’ın aktardığına göre emsal nitelikteki dava konusu olay, bir fabrikada 6 yılı aşkın bir kıdemle üretim elemanı olarak görev yapan bir ücretli çalışanın, sağlık sorunları gerekçe gösterilerek işten çıkarılmasıyla başladı.

İş akdi feshedilen işçi, ağır anksiyete ve depresif bozukluk tahtında tedavi görmekte olup, zihni faaliyetleri üzerinde yavaşlatıcı etkisi olan ağır ilaçlar tüketmekteydi. Bilinci ve algı düzeyi zayıflayan, maruz kaldığı idari işlemleri tam olarak idrak edemeyecek durumda olan işçinin bu ruhsal rahatsızlığı ve paraya sıkışmış olması şirket yetkilileri tarafından fırsat bilindi. İş sözleşmesinin feshedildiği gün çalışan, şirketin sürekli teşrikimesai içinde olduğu kadrolu arabulucusunun ofisine götürüldü. Tüm haklarının eksiksiz ödeneceği vaat edilerek önüne konulan kağıtlar jet hızıyla imzalatıldı.

ADALETSİZLİK SAYISAL VERİLERLE TESCİLLENDİ

Çalışanı kovduğu gün arabulucuya götüren patrona kötü haber! 1

Fabrikadaki 6 yıllık emeğin ve dökülen alın terinin karşılığı olarak işçiye layık görülen tutar, aylık kazancının ve yasal haklarının çok altında kalarak net 156.058,70 Türk Lirası (TL) seviyesinde kaldı. Oysa aynı üretim tesisinde sadece 3 yıllık kıdemi bulunan bir başka çalışana 162.000 Türk Lirası (TL) ödeme yapıldığı belirlendi. Yaşanan bu bariz adaletsizliği ve uğradığı hak kaybını sonradan fark eden işçi, duruma boyun eğmeyerek hukuk mücadelesi başlattı.

Hukuk literatüründe “gabin” yani asimetrik durumdan faydalanarak aşırı yararlanma olarak tanımlanan olgu bu davada ortaya kondu.

YEREL MAHKEME HİLEYİ ARALADI: DÜŞÜNME SÜRESİ VERİLMEDİ

Dosyayı öncelikli olarak inceleyen İş Mahkemesi, adaletin terazisini işçiden yana tartarak dayatmayla imzalatılan ihtiyarî arabuluculuk tutanaklarının geçersiz olduğuna hükmetti. İlk derece mahkemesi kurduğu hükümde şu somut tespitleri sıraladı:

Düşünme Süresi Tanınmadı: İşçinin iş sözleşmesinin feshedildiği tarih ile arabuluculuk masasına oturtulup imzasının alındığı tarih aynı gündür. Çalışana işlemler üzerine sağlıklı biçimde tefekkür edebilmesi için kafi bir zaman verilmemiştir.

Talep İşçiden Gelmedi: Arabuluculuk sürecinin işçinin kendi özgür rızası ve yazılı başvurusuyla başladığına dair dava dosyasında hiçbir kanıt bulunmamaktadır.

Makul Yarar Kriteri Çiğnendi: İş akdinin karşılıklı anlaşma (ikale) yoluyla sonlandırılması durumunda dahi işçiye kanuni haklarının ötesinde “makul bir yarar” yani ek bir menfaat sağlanması zorunludur. Aynı iş yerinde yarı yarıya daha az kıdemi olan bir diğer kişiye daha yüksek ödeme yapılması, davacının iradesinin sakatlandığının en açık göstergesidir.

İSTİNAF DAİRESİ: MÜZAKERE DEĞİL DAYATMA VAR

İşverenin itirazı üzerine dosyayı masaya yatıran Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 5. Hukuk Dairesi, bu başvuruyu esastan reddederek yerel mahkemenin haklı kararını onadı. İstinaf dairesi, işverenin haksızlığını şu resmi verilerle kayıt altına aldı: Devlet hastanesi raporlarıyla sabit olduğu üzere işçi ağır ilaçların tesiriyle uyuşukluk yaşamaktadır ve bilinci maluldür. Aylık brüt ücreti 51.808,50 Türk Lirası (TL) olan ve 6 yılı aşkın kıdemi bulunan, üstelik geçirdiği iş kazalarının tazminat hakları da dosyasında yer alan bir işçiye bu komik meblağın dayatılması, işçinin zayıf konumundan “aşırı yararlanma” (gabin) niteliğindedir.

Fesih ile arabuluculuk işlemlerinin aynı gün bitmesi, hakiki bir müzakerenin yapılmadığını, arabulucunun aydınlatma vazifesini yerine getirmediğini ve işçinin masaya zorlamayla oturtulduğunu kanıtlamıştır.

YÜKSEK MAHKEME “JET SÖMÜRÜYE” SON NOKTAYI KOYDU

Şirketin temyiz yoluna başvurması üzerine son sözü söyleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) tarafından verilen kararı usul, kanun ve ispat kurallarına tamamen uygun bularak kesin olarak onayladı.

Bu tarihi ilanla birlikte “jet arabuluculuk” formülü hukuken tamamen çökmüş oldu.

İlgili Yayınlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir